AnasayfaPortalGaleriSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 2013 HABERLERİ İSTANBUL

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
samanyolu
Admin
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 27106
Yaş : 49
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : yazar
Lakap : yazar
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: 2013 HABERLERİ İSTANBUL   C.tesi Haz. 01, 2013 9:29 am

http://haber.mynet.com/istanbullular-bayraklarla-yollarda-699858-guncel/?utm_source=facebook&utm_medium=referral&utm_campaign=fb
Polis Taksim'den ayrılıyor
Ağaçlar kesilmesin, AVM yapılmasın diye günlerdir eylem yapanların Gezi Parkı'na girişine izin verildi.
Güncelleme:01 Haziran 2013 16:11
İstanbul Valiliğinin kararıyla CHP'nin Beşiktaş'ta toplanarak Taksim'e çıkması izin verildi. Bunun üzerinde Taksim'deki polis kuvvetleri geri çekilmeye başladı. Geri çekilme haberleri üzerinde binlerce kişi Taksim Meydanına gelmeye başladı. Bu arada, Gezi Parkı'nda bulunan konteynırlarda yangın çıktı. Alevlerin ağaçlara sıçrama ihtimalinin olduğu belirtildi ancak yangın, protestocuların müdahalesiyle söndürüldü. Bu arada, polis ile grupların karşılaşması üzerine Taksim Meydanı yine karıştı. Ancak şu sıralarda kalabalıklar Taksim Meydanına girdi. Polisin herhangi bir müdahalesi yok.

_________________
..
HAYATIMIN İSMİSİN
ZAMANIN İLACI
HAYATIN TADI
SONSUZLUĞUN VARLIĞIMSIN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://samanyolu.forumup.com
samanyolu
Admin
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 27106
Yaş : 49
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : yazar
Lakap : yazar
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: Geri: 2013 HABERLERİ İSTANBUL   C.tesi Haz. 01, 2013 9:32 am

BOĞAZİÇİ KÖPRÜSÜ'NDEN BİR GRUP VATANDAŞ YÜRÜYEREK GELİYOR

Saat 18.00 sıralarında bir grup vatandaş, Boğaziçi Köprüsü üzerinden yürüyerek Taksim'e gelmek üzere yola çıktı. Grup şu sıralarda köprü üzerinden Beşiktaş'a gelmeye çalışıyor.Taksim'e çıkan kalabalık zaman zaman tepkilerini medyanın canlı yayın araçlarında gösterdiler. Taksim Gezi Parkı'ndaki eylemlerin basında yer verilmemesi tepki gösteren eylemciler birçok televizyon kanalının canlı yayın araçlarına saldırdı. Araçlarda büyük tahribat meydana gelirken, bazı muhabirler de tartaklandı

_________________
..
HAYATIMIN İSMİSİN
ZAMANIN İLACI
HAYATIN TADI
SONSUZLUĞUN VARLIĞIMSIN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://samanyolu.forumup.com
samanyolu
Admin
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 27106
Yaş : 49
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : yazar
Lakap : yazar
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: Geri: 2013 HABERLERİ İSTANBUL   C.tesi Haz. 01, 2013 9:32 am

Kızılay Meydanı'nda yine müdahale

Ankara Kızılay Meydanı'nda Gezi Parkı'ndaki polisin müdahalesini protesto etmek isteyen gruba polis müdahale ediyor. Bu arada, Başbakanlık Binasının çevresi barikatlarla çevrildi. Polis, binaya araç, sivil vatandaş girişini engelliyor. Polis, İl Jandarma Alay Komutanlığı'ndan destek istedi. Valilik talimatı ile Başbakanlık binasının çevresine askerler de konuşlandırıldı.

Ankara'da gruplar öğle saatlerinde Güvenpark'ta toplanmaya başladı. Grup az önce Başbakanlık Binası'na doğru hareketlenince polis harekete geçti. Çevik kuvvet göstericilere müdahale ediyor. Ara sokaklara kaçan göstericilere polis, göz yaşartıcı bomba, biber gazı ve tazyikli su ile müdahale ediyor.

Polis göstericilerin Başbakanlık Binası ve Meclis Binası'na yaklaşmasını engelliyor. Bu arada Başbakanlık Binası çevresi ile Bakanlıklar'a askerlerin de barikat kurduğu görüldü. Askerlerin olaylara müdahale etmediği polis barikatının aşılması halinde devreye sokulabileceği bildirildi.

_________________
..
HAYATIMIN İSMİSİN
ZAMANIN İLACI
HAYATIN TADI
SONSUZLUĞUN VARLIĞIMSIN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://samanyolu.forumup.com
samanyolu
Admin
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 27106
Yaş : 49
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : yazar
Lakap : yazar
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: Geri: 2013 HABERLERİ İSTANBUL   C.tesi Haz. 01, 2013 9:32 am

Gezi Parkı'yla ilgili protestolar 24 saati aşkın bir süreden bu yana çok yoğun bir şekilde sürüyor. Sabahın ilk saatlerinde Taksim Gezi Parkı’nın yıkılmaması için Taksim Meydanı ve çevresinde polisle çatışan eylemcilere destek veren yaklaşık bin kişilik bir grup, Boğaz Köprüsü üzerinden Avrupa yakasına geçiş yaptı.

Gruplar köprüyü geçtikten sonra Beşiktaş'ta sabah saat 07:00'de arbede yaşandı. Polis, gaz bombası ve tazyikli su ile müdahale etti. Gerginlik hala devam ediyor. Barbaros Bulvarı trafiğe tamamen kapatıldı.Gruplar köprüyü geçtikten sonra Beşiktaş'ta arbede yaşandı. Polis, gaz bombası ve tazyikli su ile müdahale etti. Gezi Parkı eylemi için Kadıköy'den D-100 trafiğini kapatarak gelen grup, Taksim Meydanı'na çıkmak istedi. Barbaros Bulvarı'ndan Beşiktaş istikametine giden grubu polis ekipleri anonslar yaparak uyardı. Grubun yürüyüşüne izin vermeyeceğini belirten polis ekipleri, eylemcilerin dağılmasını istedi. Uyarılara kulak asmayan eylemciler, polis ekiplerine taş atmaya başladı. Polis ekipleri de TOMA araçlarından tazyikli su ile karşılık verdi. Grubun dağılması için gaz bombası da atan polis, eylemcilerle uzun süre çatıştı. Bazı eylemciler çöp bidonlarını ve ellerine geçirdiklerini yollara atarak barikat kurdu.

DOKTORLARDAN BÜYÜK DESTEK
Gezi Parkı'yla ilgili protestolarda yaralananlar içinde doktorlar ve tıp fakültesi öğrencileri seferber oldu. Polis müdahalelerin yapıldığı alanları gezen beyaz önlüklü doktorlar yardım isteyen yaralılara olay yerinde tedavi uyguluyorlar.

BEŞİKTAŞ'TA ŞOFÖR KAÇTI, OTOBÜS YOLDA KALDI
Beşiktaş Barboros Bulvarı'nda eylemciler ile polis arasında gerginlik devam ediyor. Yola barikat kuran eylemcilere, polis gaz bombası ile müdahale etti. Olayların arasında kalan özel halk otobüsü şoförü, aracını terk ederek kaçtı. Cadde otobüsün yolda bırakılması ve olaylar nedeniyle trafiğe kapandı. Eylemcilerin dağıtılmasının ardından barikat kaldırıldı yol tekrar trafiğe açıldı.

ZİNCİRLİKUYU-SÖĞÜTLÜÇEŞME ARASI METROBÜS SEFERLERİ YAPILAMIYOR
Bu arada, Zincirlikuyu-Söğütlüçeşme metrobüs seferleri de yapılamıyor. Bu hattaki metrobüs araçlarına gece saatlerinde taşlı saldırılarda bulunulduğu öğrenildi. Bu arada İstanbul Metrosu da Mecidiyeköy-Hacıosman arasında çalışıyor. Taksim ve şişhane istasyonları ise seferlere kapatıldı.

81 GÖZALTI
Çıkan olaylarda gözaltına alınan göstericilerin sayısı 81'e yükseldi.

ÜLKÜCÜLERE POLİS MÜDAHALESİ

Taksim Meydanı'nda Türk bayrakları ile eylem yapan yaklaşık 20 kişilik Ülkücü gruba polis müdahale etti. TOMA'nın önüne geçip polise tepki gösteren grup, İstiklal Marşı da okudu. Polis, gruba gaz bombası ile müdahale etti.

Haber Etiketleri: Taksim Gezi Parkı canlı yayın, Gezi Parkı canlı yayın, Taksim Gezi Parkı, Taksim Gezi Parkı haberleri, Gezi Parkı, Taksim Gezi Parkı olayları,taksim gezi parkı projesi, taksim gezi parkı beyoğlu, taksim gezi parkı harita, taksim gezi parkı nerede, taksim gezi parkı kışla, taksim gezi, parkı cafe, taksim gezi parkı özellikleri, taksim gezi parkı tarihi, taksim gezi parkı olayları, taksim gezi parkı eylemi,taksim gezi parkı canlı yayın , taksim gezi parkı canlı , taksim gezi parkı olayları, taksim yürüyüşü, taksim olayları, taksim gezi parkı olayları.

_________________
..
HAYATIMIN İSMİSİN
ZAMANIN İLACI
HAYATIN TADI
SONSUZLUĞUN VARLIĞIMSIN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://samanyolu.forumup.com
samanyolu
Admin
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 27106
Yaş : 49
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : yazar
Lakap : yazar
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: Geri: 2013 HABERLERİ İSTANBUL   C.tesi Haz. 01, 2013 9:33 am

İstanbul Valiliği, Taksim'de miting yasağını kaldırdı; kalabalık Gezi Parkı'na doğru ilerliyor...
T24
Gezi Parkı yok olmasın diye 5 gündür eylem yapanların parka girişine izin verildi. Polis, Taksim Meydanı'ndan ayrılırken bir anda tansiyon yükseldi. Polis gaz bombasıyla müdahale etti. Zaman zaman gerginlik yaşansa da 16:30 itibariyle durum sakinleşti. Taksim meydanında binlerce kişi toplandı.
İstiklal Caddesi, Taksim Meydanı ve Gezi Parkı'ndaki polisler, İstiklal Caddesi-Tepebaşı ve farklı istikametleri kullanarak çekildi. Gezi Parkı'ndaki barikatlar kaldırıldı. Binlerce İstanbullu, Gezi Parkı'na akın etti. Kalabalık, meydanı doldururken Taksim Gezi Parkı'ndan siyah bulutlar yükseldi. Doğan Haber Ajansı'nın yayımladığı habere göre, parkta inşaat çalışmaları kapsamında kurulan konteynerler yanıyor.
Güvenlik güçlerinin toplu şekilde çekildiğini gören ara sokalardaki gruplar, alkışlar ve sloganlarla güvenlik güçlerini protesto etti.
Saat 15.45 olduğunda polis çekilirken bir kaç kişinin su şişesi atması karşısında güvenlik güçleri de gaz bombasıyla müdahale etti. Gezi Parkı'nda halaylar çekilirken, Taksim Meydanı'nda bir anda tansiyon yükseldi.
Polisin bir süre sonra çekilmesiyle AKM tarafına tamamen çekilmesiyle birlikte binlerce kişi bir anda Taksim Meydanı'nı doldurdu.
Tepebaşı, İstiklal Caddesi, Harbiye, Gümüşsuyu, Sıraselviler üzerinden meydana ulaşan göstericiler, Taksim Cumhuriyet Anıtı önünde toplandı.

Gezi Parkı'nda yangın

Bu arada Gezi Parkı'dan dumanların yükseldiği görüldü. Dumanın nedeninin çevik kuvvete ait bir barınma noktasının yanmasından dolayı olduğu anlaşıldı. Doğan Haber Ajansı'nın yayımladığı habere göre, parkta inşaat çalışmaları kapsamında kurulan konteynerler yanıyor.

_________________
..
HAYATIMIN İSMİSİN
ZAMANIN İLACI
HAYATIN TADI
SONSUZLUĞUN VARLIĞIMSIN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://samanyolu.forumup.com
samanyolu
Admin
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 27106
Yaş : 49
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : yazar
Lakap : yazar
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: Geri: 2013 HABERLERİ İSTANBUL   Ptsi Tem. 15, 2013 8:12 am

Ölüler Ülkesi’ne de gitti Odisseus

Kral Odisseus, katıldığı Troya savaşları yüzünden yirmi yıl ayrı kaldığı; savaş yorgunu karısı Penelopeya'ya, başından geçenleri anlatıyordu dinlene dinlene...
Bilindiği gibi denizler tanrısı Poseydon, kral Odisseus'u hiç mi hiç sevmiyordu!.. Çünkü o denizlerin gizemlerini aklını kullanarak çözüyor, tanrı Poseydon'un egemenliğini sarsıyordu. O yüzden de, saldığı azgın fırtınalarla, Odisseus'un gemilerini sık sık batırıyor yada bilinmedik sahillere savuruyordu.
KARISINA DENİZ YOLCULUĞUNU ANLATTI
Troya'dan dönüş yolculuğunun sonuna doğru Odisseus; büyücü tanrıça güzel Kirke'nin adasına da uğramış, ama Kirke onu ve yoldaşlarını bir yıl alakoymuştu!..
Odisseus; "Sonunda dayanamayıp bu tutsaklığa isyan edince bizi serbest bıraktı tanrıça Kirke, " diye öyküsünü anlatmaya başladı karısı Penelopeya'ya. "Tabii bu özgürlüğe kavuşmamızda tanrıça Atena'nın da çok yardımları oldu... Ne var ki baba ocağına nasıl döneceğimizi söyleyecek olan bilici Teyresyas'ın ruhuyla görüşmemiz gerekiyormuş. Tanrıça Kirke öyle söyledi... O yüzden Ölüler Ülkesi'ne doğru yelkenleri açmak zorunda kaldım.
Ve tanrıça Kirke, bizi şafak tanrıçası Eos'la birlikte yolcu ederken, ardımız sıra saldığı o tatlı Poyraz, bütün gün yoldaşlık etti bize. Akşama doğru güneşi koşturan atlar yorulup dinlenmeye çekildiklerinde de biz, bulutlar ve yağmurlar içindeki ölülerin yaşadığı topraklara ulaştık... Güneş tanrısı Helyos'un atları; güneşi gökyüzünün nice yükseklerinde yada alçaklarında koştururlarsa koştursunlar, ölülerin yaşadığı Okeyanus kıyısındaki bu ülkeye günışığı giremezdi. Çünkü bu ülke kapılarını, pencerelerini güneşe karşı kapalı tutardı hep...
YA DÜNYAYA DÖNMEK İSTEYEN OLURSA?
Üstelik oraya giren hiçbir insan bir daha çıkamazdı oradan!.. O yüzden Ölüler Ülkesi'nin tanrısı Hades, içlerini aniden saran hasret ateşiyle dünyaya yeniden dönmeye kalkanlara, hemen birkaç nar tanesi yedirirdi. Bunları yiyen insanlar da, dünyaya yeniden dönmeyi düşünemez olurlardı artık...
Zaten bu ülkenin acımasız tanrısı Hades; birzamanlar buğdayın tanrıçası Demeter'in güzel kızı Persefone'yi, dünyamızda oyun oynarken yakapaça kaçırıp buraya getirdiğinde, ona da nar taneleri yedirmiş!.. O yüzden Persefone, ancak her yıl dört aylığına bu karanlık ülkeden ayrılabiliyordu... Bu izin de buğday ve toprak tanrıçası olan anası Demeter'in zorlamasıyla gerçekleşiyordu... Çünkü tanrıça Persefone dünyamıza dönmedikçe, yeryüzünde bahar şölenleri başlamıyor; toprak, su ve ışık insanlara küsüyordu...”
Burada yeniden soluklandı Odisseus. Birden hüzünlenmiş gibiydi. “Tanrıça Persefone'den başka bu ülkeden dünyamıza dönebilen birkaç kahramanın adını duymuştum ama,” diye yeniden söze başladı. "Tanrı Hades, gene de onları gerisingeri getirtmişti!... Bu anlattıklarımın çoğunu tanrıça Kirke'den dinledim ben... Ne var ki Kirke'nin kendisi de bu ülkeden iğrenirdi... Oranın tanrılarıyla tanışmayı bile istemediğini kaç kez söyledi bana. Zaten gördüğüm kadarıyla, tanrıça Kirke dünyamızda yaşamaktan çok mutluydu... O yüzden yerleştiği o Akdeniz adasından ayrılıp bulutların üstündeki tanrılar ülkesi Olimpos'a bile çok az uğrardı... Oradaki tanrılar toplantısına katılırdı arada bir; o da gönülsüzce!
Konuyu epey dağıttım ama, neyse, akşama doğru sözkonusu o yarı karanlık ülkeye ulaştığımızı söylemiştim... Tabii orada bilici Teyresyas'tan dönüş yolculuğum konusunda bilgiler alacaktım. İlk iş olarak gemimizi bir kayaya bağladık. Sonra Okeyanus kıyısınca ve yanımızdaki kurbanlık koyunlarla epeyce yürüdük. Tanrıça Kirke'nin söylediği kayayı görünce de durduk. Belimdeki upuzun kılıcımı çıkarıp kayanın dibinde bir çukur açtım. Kirke'nin öğütlediği gibi çukurun içine ballı süt, tatlı şarap ve su döktüm. Sonra da üstlerine ak buğday unu serptim. Ölülerin ruhlarını kutsadım. Hepsine kurbanlar adadım. Dünyadaki ülkeme dönünce, bilici Teyresyas'a bir koç kurban edeceğimi söyledim bağıra bağıra. Sonra da tanrıça Kirke'nin bize verdiği ak ve kara koyunları kurban ettik. Kanları duman duman çukura aktı.
ZAMANSIZ ÖLENLER AĞLIYORDU
O anda ölülerin ruhları ateşböekleri gibi kuyunun çevresine doluşuverdiler!.. Kimler kimler yoktu seçebildiklerim arasında!.. Gelinler, delikanlılar, yeniyetme yaslı kızlar; körpecik bedenleriyle yaşını yaşayamamış delikanlılar... Çok geçmeden, savaşlarda ölenlerin uğultuları kapladı her yeri. Ellerindeki silahlar ve bedenleri hâlâ kanlıydı... Halâ acılar içinde uğulduyorlar; birilerinin çıkarları yüzünden zamansız ölümlerine ağlıyorlardı...
Kazdığım çukurun çevresindeki gepgeniş alan; bir hiç uğruna buralara zamansız gelenlerin çığlıklarıyla uğuldayıp sallanmaya başladı... Birden sapsarı, yemyeşil bir acı sardı içimi..."
Burada birden sustu Odisseus... Onu can kulağıyla dinleyen güzel karısı Penelopeya da, kocasının anlattıkları yüzünden, tepeden tırnağa ürpermişti...

_________________
..
HAYATIMIN İSMİSİN
ZAMANIN İLACI
HAYATIN TADI
SONSUZLUĞUN VARLIĞIMSIN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://samanyolu.forumup.com
samanyolu
Admin
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 27106
Yaş : 49
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : yazar
Lakap : yazar
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: Geri: 2013 HABERLERİ İSTANBUL   Çarş. Ekim 30, 2013 5:37 pm

“Reis-ül-etibba” “Ahi Çelebi”

Babası tarafından yetiştirilerek iyi bir tahsil gören Ahi Ahmed Çelebi, yirmi sekiz yaşındayken babası ile İstanbul’a geldi. Babası, Fatih Sultan Mehmed Han’ın hekimleri arasında yer aldı. Babasının vefatından sonra Hekim Kutbüddin ve Altunîzade’nin derslerine devam etti. Birçok araştırmalar yaparak daha önceki doktorların bilmedikleri ilaçları keşfetti. Fatih Sultan Mehmed Han’ın yaptırdığı Darüşşifa’nın Başhekimliğine tayin edildi...

İmam-ı Şafii’ye komşu!
İkinci Bayezid Han, Hassa Emini olarak tayin edip, saraya aldı ve özel tabiplik makamına getirdi. Kendisini çekemeyenlerin uydurduğu bazı yalanlar üzerine vazifeden alındı. Fakat doğruyu öğrenen Sultan, onu vazifesine iade etti. Reis-ül-etibba yani “Hekimbaşı” olarak vazifelendirildi. Yavuz Sultan Selim Han ve Kanuni Sultan Süleyman Han zamanlarında da önemli vazifelerde bulundu. 1523 senesinde hacdan dönerken doksan yaşını aşkın olarak Mısır’da vefat etti. İmam-ı Şafii hazretlerinin kabri yakınına defnedildi...
Bilhassa üroloji (idrar yolları) üzerinde çalışmış olan Ahi Ahmed Çelebi, böbrek ve idrar torbasında meydana gelen taşlarla ilgili Risale-i Hasat-ül-Kilye vel-Mesane adlı eserini yazdı. Eserinde özellikle tabii ilaçları ve şifalı sularla banyo yapmayı tavsiye etti.

Cömert ve hayırseverdi...
Ayrıca İbn-i Nefis’in Arapça El-Mucez adlı bir tıp kitabını da Türkçe’ye tercüme etti. Tabipliği yanında cömert ve hayır sahibi bir kimse olan Ahi Ahmed Çelebi, İstanbul’da Yemiş İskelesi yakınlarında bir cami, Edirne’de bir medrese, mektep ve kendi adıyla anılan meşhur hamamı yaptırmıştır...

18.09.2005

_________________
..
HAYATIMIN İSMİSİN
ZAMANIN İLACI
HAYATIN TADI
SONSUZLUĞUN VARLIĞIMSIN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://samanyolu.forumup.com
samanyolu
Admin
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 27106
Yaş : 49
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : yazar
Lakap : yazar
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: Geri: 2013 HABERLERİ İSTANBUL   Çarş. Ekim 30, 2013 5:42 pm

Bütün dünyanın sığındığı padişah!

Fransa Kralı I. Fransuva, 1525 Pavye Muharebesinde Almanlara esir düşünce, annesi Düşes Dangolem vasıtasıyla Osmanlıdan yardım istedi. Bunun üzerine Kanuni Sultan Süleyman'ın Krala gönderdiği mektup onun Avrupa devletlerine bakış açısını çok güzel ifade etmektedir. Ocak 1526 tarihli mektup şöyledir:

"Bizden yardım dilemektesin"
"Sen ki Françe vilayetinin Kralı olan Françesko'sun. Hükümdarların sığındığı kapımın eşiğine uzattığın tezkereden malumum oldu ki, memleketinin toprakları düşman tarafından zaptolunup, sen dahi şu anda onlar elinde esir bulunmaktasın. Kurtulmaklığın için bizden yardım dilemektesin. Bütün dünyanın sığındığı, padişahlığıma yakışan ayağımın toprağına maruzatın ulaşmakla her türlü halini öğrenip, olan bitenden haberdar oldum. Yüce seleflerimiz, Allah onların kabirlerini nur içinde tutsun, düşmanlarını kahretmek ve sayısız fetihlere ermek maksadıyla her vakit cihat için kılıç çekmek fırsatını kaçırmayıp, ben dahi onların açtığı çığırda harekete geçip, her günüm zorlu kaleler ve girilmesinde engeller bulunan şehirler fethetmiş bulunmaktayım. O sebepten gece ve gündüz atımız eğerlenmiş ve kılıcımız kuşanılmıştır..."
Fransa'da dans ilk çıktığı zaman Osmanlı sefiri durumu Padişaha bildirir. Padişah der ki: "Ben ki 48 Krallığın İmparatoru Kanuni Sultan Süleyman'ım. Sefirimden aldığım mazharda, memleketinizde, dans namı altında kadın-erkek önünde bir rezillik sergilendiğini işittim. Hemhudut olmaklığımız dolayısıyla iş bu rezaletin memleketime sirayeti ihtimali muvacehesinde name-i hümayunumun yed'inize vüsulundan itibaren işbu rezalete hatime (son) verilmediği takdirde orduyu hümayunumla bizzat gelip işbu rezaleti men'e muktedirim..."
Hammer tarihinde, bu mektup üzerine, Fransa'da dansın tam yüz yıl yasak edildiği belirtilir.

Öyle bir ruh ki Osmanlı...
Bir mektupla bir İmparatordan bir Kral kurtaran ve bir ülkedeki ahlaksızlığı önleyen güç!.. Bütün dünya ile tam yirmi yıl savaşan ve de galip gelen orduyu besleyen ekonomik yapı... Selimiye'yi inşa eden teknik... Ve bilhassa, Fas'tan Hindistan'a, Avusturya'dan Yemen'e kadar, ayrı ırktan, ayrı kavimden, ayrı dilden, ayrı dinden milyonlarca insanı kardeşçe yaşatan bir ruhtur Osmanlı...

_________________
..
HAYATIMIN İSMİSİN
ZAMANIN İLACI
HAYATIN TADI
SONSUZLUĞUN VARLIĞIMSIN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://samanyolu.forumup.com
samanyolu
Admin
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 27106
Yaş : 49
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : yazar
Lakap : yazar
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: Geri: 2013 HABERLERİ İSTANBUL   Çarş. Ekim 30, 2013 5:47 pm

Bana öyle bir uşak bulun ki!.."


Tanzimat devri devlet adamlarından Hüsrev Paşa sinirli ve hırçın tabiatlı biriydi. Sık sık çevresindeki, emri altındaki kişileri azarlar, kırardı. Tam, Sadrazamlık makamına tayinini ümidle beklediği günlerde, öfkeli bir anında uşağını ağır bir şekilde azarlar, hakarette bulunur. Uşak: "Artık bu kadarı da fazla" diyerek alıp başını gider...
Bunu duyan uşak simsarları hemen Hüsrev Paşa'nın konağına damlarlar. Hüsrev Paşa aradığı uşakta bulunmasını istediği nitelikleri sıralamaya baslar:

"Dikkat ederiz Paşam!"
- Benim huyumu biliyorsunuz, bana buna göre bir uşak bulacaksınız. Bulacağınız uşak öyle zır cahil olmasın. Az çok okuma yazma bilsin, biraz mürekkep yalamışlığı olsun.
- Bulacağımız uşağın böyle biri olmasına dikkat ederiz Paşam.
- Bulacağınız uşak hoşsohbet, nüktedan biri olsun. Biraz halden, dilden anlasın. Yorgun ve sıkıntılı zamanlarımda beni eğlendirsin.
- Bas üstüne Paşam...
- Biraz hesap kitaptan da anlasın.
- Peki Paşam.

"Sadrazam yapacakmış"
Bu konuşma sırasında orada bulunan devrin tanınmış şairi İzzet Molla dayanamayıp söze karışır:
- Paşam, sizin aradığınız gibi birini haşmetli padişahımız da arıyormuş.
Paşa merakla sorar:
- Ya öyle mi, ne yapacakmış acaba?
- Şayet böyle birini bulabilirse Sadrazam yapacakmış.

_________________
..
HAYATIMIN İSMİSİN
ZAMANIN İLACI
HAYATIN TADI
SONSUZLUĞUN VARLIĞIMSIN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://samanyolu.forumup.com
samanyolu
Admin
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 27106
Yaş : 49
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : yazar
Lakap : yazar
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: Geri: 2013 HABERLERİ İSTANBUL   Çarş. Ekim 30, 2013 5:51 pm

Alemdar Mustafa Paşanın hazin sonu!

Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa, Rusçuklu Hasan Ağa’nın oğludur. Yeniçeri Ocağından yetişti. 1768-1774 Osmanlı-Rus Harbinde bayrağı taşıdığından “Alemdar” veya “Bayraktar” unvanı verilmiştir...

Devlete karşı isyan eden Vidin Voyvodası Pazvandoğlu Osman’ın kuvvetlerini yenince, Alemdar Mustafa Paşa’nın şöhreti etrafa yayıldı. Bu zaferden dolayı rütbesi yükseltildi. Rusçuk Ayanlığına getirildi. (1806) Rusların Hotin’i alıp, İsmail Kalesini kuşattıkları sırada gönderdiği kuvvetlerle kaleyi muhasaradan kurtardı. Bükreş üzerine yürüyen Rus kuvvetlerini durdurdu. Bu başarıları sonunda kendisine vezirlik rütbesiyle, daimi Silistre Valiliği ve Tuna Seraskerliği Vazifesi verildi...

Üçüncü Selim şehit edildi
Alemdar Mustafa Paşa, devletin askerî ve idarî yapısında ıslahatın gerekli olduğuna kesin inananlardandı. Üçüncü Selim Han, ıslahat hareketlerine başlayacağı sırada “Kabakçı İsyanı” ile “Yeniçeri zorbaları” tarafından tahttan indirildi. Alemdar Mustafa Paşa, 19 Temmuz 1808’de Kabakçı Mustafa’yı cezalandırmak için İstanbul’a geldi. Zorbalar ortadan kaldırılmaya, fesatçılar sürülmeye başlandı. Sultan Selim’i tahta çıkarmak için saraya gitti. Fakat orada gerekli tedbirler alınmadığı için, Sultan Üçüncü Selim zorbalarca şehit edildi...
Şehzade Mahmud, Alemdar Mustafa Paşa tarafından Padişah ilan edildi. Sultan İkinci Mahmud, tahta geçer geçmez, kendisine Sadaret mührünü verdi. Alemdar Mustafa Paşa, daha sonra askerî ıslahata başladı. “Sekban-ı Cedid” ismiyle talimli bir askerî teşkilat kurdu. Selimiye, Levend Kışlaları tamir edilerek askerler buraya yerleştirildi. Bu durum Yeniçerileri rahatsız etti. Gece yarısı kışlalarından hareket eden 400 kadar isyancı Yeniçeriye, yağmacılık hırsıyla pekçok serseri katıldı...

Sonuna kadar çarpıştı!
İsyancılar Alemdar Mustafa Paşa’nın köşkünü sardılar. Paşa, zorbalara teslim olmaktansa, sonuna kadar karşı koymaya karar verdi... Bulunduğu kuleye, kalabalık bir Yeniçeri grubunun hücum etmesi üzerine, daha önce koydurduğu barut fıçılarının üzerine tabancası ile ateş etti ve büyük bir patlama oldu. İsyancılardan yüzlercesi bir anda havaya uçtu... 15 Kasım 1808’de dumandan boğulan Alemdar Mustafa Paşa ile iki sadık adamının cesedi iki gün sonra enkaz altından çıkarıldı...

_________________
..
HAYATIMIN İSMİSİN
ZAMANIN İLACI
HAYATIN TADI
SONSUZLUĞUN VARLIĞIMSIN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://samanyolu.forumup.com
samanyolu
Admin
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 27106
Yaş : 49
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : yazar
Lakap : yazar
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: Geri: 2013 HABERLERİ İSTANBUL   Çarş. Ekim 30, 2013 5:55 pm

Padişahın kumaşı böyle keser terzibaşı!

Padişah, çok kıymetli kumaşı Terzibaşına verir ve bir kaftan için ölçü alınmasını ister. Terzibaşı, Padişaha evvela tahmin için eline arşın alır ve der ki:
- Sultanım, üstatlar, “Bin ölç bir kes, ölçmeden kumaşa el vurmasın hiç kes (kimse) demişler.” Bu kumaş kaftan olmaya el vermez, dörtte bir, çeyrek daha gerekir ki, hazret-i sultana layık bir kaftan olsun.


Benzeri bile bulunamaz!
Padişah çaresizdir:
- Biraz dursun, der ve buna uygun parça bulunması için şehir ve vilayet aransın, diye emreder. Her ne kadar şehir baştan başa aranır ve memleket boydan boya taranırsa da ona uygun bir kumaşın benzeri dahi bulunamaz. Padişah düşünür ve bir başka terziyi davet eder:
- Şu kumaştan bana iyi bir elbise yapıver, der.
Usta terzi de, “Bismillah” deyip iki dizi üstüne gelir. Kumaşı şöyle bir tahmin edip makasını eline alır, Padişahın nasıl gönlünden geçerse işte tam öyle... Mükemmel bir elbise biçer, diker ve kısa zamanda teslim ederek Padişahı sevindirir. Padişah da onu ihsanlara boğar...
***
Nice zaman sonra, bir gün padişah gezmeye çıkar. Şehri dolaşırken bir erkek çocuğunu aynı kendi eşsiz kumaşından dikilmiş bir elbise ile görür. Padişah hayret ederek araştırır. Çocuğun, kendi elbisesini diken terzinin oğlu olduğunu öğrenir. Adamı getirtip sorar:


“Bizim çocuk küçük”
- Bu elbisenin parçasını nereden buldun?
- Sultanım size dikilen elbisenin artan parçasıdır.
- Ya bizim terzibaşı “Bu kumaştan bir kaftan çıkmaz” derdi. Sen hem tam çıkardın hem de oğluna kaftan yaptın, nasıl oldu? deyince terzi, cevabı yapıştırır:
- Sultanım onun oğlu büyük, size kaftan çıkmaz demesi onun içindi. Bizim çocuk ise küçük, der.

23.09.2005

_________________
..
HAYATIMIN İSMİSİN
ZAMANIN İLACI
HAYATIN TADI
SONSUZLUĞUN VARLIĞIMSIN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://samanyolu.forumup.com
samanyolu
Admin
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 27106
Yaş : 49
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : yazar
Lakap : yazar
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: Geri: 2013 HABERLERİ İSTANBUL   Çarş. Ekim 30, 2013 5:57 pm

Büyük devlet adamı Bayezid Paşa

Bayezid Paşa, Çelebi Sultan Mehmed ve İkinci Murad devri Vezir-i azamlarındandır. Amasyalı olup babasının adı Yahşi’dir. Çelebi Sultan Mehmed Amasya’da Sancakbeyi iken hizmetine girdi. Ankara Muharebesinden sonra Osmanlı şehzadeleri arasındaki mücadelede, Çelebi Mehmed’in safında yer aldı ve tahta geçince de onun birinci veziri oldu (1413). Karamanoğlu üzerine yapılan bir seferde gösterdiği başarı üzerine Vezir-i azamlık makamına ilave olarak kendisine Rumeli Beylerbeyliği de verildi (1414)...

Teslim olmak zorunda kaldı
Şeyh Bedreddin İsyanının bastırılmasında önemli rol oynayan Bayezid Paşa, İkinci Murad Hanın tahta geçmesinden sonra da görevlerine devam etti. Bu sırada Mustafa Çelebi “Düzmece Mustafa” İsyanı meydana geldi. Mustafa Çelebi, Bizans İmparatorunun da desteğiyle Rumeli’de durumu lehine çevirmeye başladı. Bunun üzerine ll. Murad Han’ın emriyle, Bayezid Paşa Rumeli’ye geçerek Mustafa Çelebi üstüne yürüdü. İki kuvvet Sazlıdere mevkiinde karşılaştı... Fakat ilk temasta Bayezid Paşa kuvvetlerinin önce sağ kolu ve onu takiben sol kolu Mustafa Çelebi tarafına geçti. Bu vaziyet üzerine teslim olan Bayezid Paşa, Mustafa Çelebinin yanında bulunan Aydınoğlu Cüneyd Beyin ısrarıyla boynu vurularak öldürüldü. Kabri Sazlıdere’dedir.

Muktedir bir devlet adamı
Torunları zamanımıza kadar gelmişlerdir. Muktedir bir devlet adamı olan Bayezid Paşa, aynı zamanda hayırsever bir insandır. Amasya’da cami, imaret ve medrese inşa ettirmiştir...

22.09.2005

_________________
..
HAYATIMIN İSMİSİN
ZAMANIN İLACI
HAYATIN TADI
SONSUZLUĞUN VARLIĞIMSIN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://samanyolu.forumup.com
samanyolu
Admin
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 27106
Yaş : 49
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : yazar
Lakap : yazar
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: Geri: 2013 HABERLERİ İSTANBUL   Çarş. Ekim 30, 2013 5:59 pm

Sıra dışı bir muallim Muallim Cevdet

Mehmet Cevdet, Niş şehrinde tekke yöneten bir şeyhin torunudur, babası Mehmet Sait Efendi ise subaylık yapar.
Aile Osmanlı-Rus Harbinden sonra Anadolu’ya göçer ve Bolu civarlarını mekân tutarlar. İşte kahramanımız burada doğar (1883).
İlk ve orta tahsilini Bolu’da, lise tahsilini ise Kastamonu’da tamamlar. İstanbul’a gelerek Hukuk Mektebine girerse de aile dağılır ve o anacığına bakmak zorunda kalır. Artık bir an önce hayata atılsa iyi olacaktır. Bunun da en kestirme yolu Darü’l-muallime girip öğretmen çıkmaktır. Onu imtihana alan hocaları adeta dillerini yutar, Arapça’ya olan vukufiyetine hayran kalırlar.
Muallim mektebinde Farsça ve Fransızca’yı da kıvırır, zaten onun lisanlara karşı merâkı ve istidadı vardır. O zamanlar Bayezid Camii kültür merkezini andırır. Ulema halk için vakit ayırır, halkaya katılanlara fıkıh, hadis, tasavvuf anlatırlar. Bunlar Medine-i münevvere, Şam-ı şerif, Kahire gibi İslam beldelerinde yetişmiş insanlardır, Arapça’yı Araplardan güzel konuşurlar. Mehmet Cevdet zikredilen sohbetlerden çok istifade eder, adeta inci mercan toplar.

Gönlü hukukta
Evet, Mehmet Cevdet muallim çıkar ama hukuka olan meyli azalmaz. Fakülteye devam edemese de kanun kitaplarını altını çize çize okur, hukukçularla girift mevzulara dalar, ince mütalaalarda bulunurlar.
Muallim okulunu birincilikle bitiren Mehmet Cevdet Darüşşafaka’da vazife alır. Ancak devlet okullarındaki ücretler dişe dokunmaz. Maaşına zam talep eder ama muhatap bulamaz. O da istifasını basar ve Burhan-ı Terakki ve Şemsü’l Mekatip gibi hususi mekteplerde hocalık yapar. Artık beyzadelerle düşer kalkar, kibar konaklarında ağırlanmaya başlar.

Can Azerbaycan
Rus-Japon savaşının ardından tahtı sallanan Çar, Türklerle iyi geçinmeye çalışır. Soydaşlarımıza anadille eğitim, gazete çıkarma ve kitap basma gibi haklar tanır. Kırgızlar, Kazaklar, Özbekler ayakta uyurlar ama Azeriler derhal bir “Müslüman Neşr-i Maarif Cemiyeti” kurar, kolları sıvarlar. Mektep olacak bina kolaydır da muallimi nereden bulsunlar?
İşte “muallim yetiştirebilecek bir muallim” ihtiyacı doğunca Dersaadet’in kapısını çalarlar. İstanbul’da yapılan toplantıda Burhan-ı Terakki Mektebi’nin Müdürü Hakkı Bey söz alır, “bu vazifeyi hakkıyla becerebilecek birini tanıyorum” der “Mehmet Cevdet tam biçilmiş kaftan!”
Muallim Cevdet böyle bir hizmete atanmaktan heyecan duyar, seve seve Bakü’ye koşar. Hamiyetli zenginleri, hayırsever müminleri derler toplar ve onların yardımları ile “Füyuzat” adı verilen öğretmen okulunu açar. Birçok derslere kendi girer çıkar, mesai üstü çalışır, gece gündüz tanımaz. Onları matbaa sahibi de yapar, İstanbul’dan getirttiği kitapların Bakü’de basılmasını sağlar. Azeriler bu kırmızı fesli, şık yelekli, saati köstekli İstanbul efendisini öyle severler ki anlatılamaz. Çocuklar ardı sıra koşar, kadınlar ünlü muallimi görebilmek için camlara, cumbalara çıkarlar. Bir zaman sonra talebeleri de onun gibi fes giymeyi arzular. Feshaneye yüzlerce vişne çürüğü, bayrak kırmızı, nar çiçeği fes ısmarlar, püsküllerini hocaları gibi yana sarkıtırlar. Muallim Cevdet, hem Osmanlı-Azeri münasebetlerini sıcak tutar hem de onların örflerine ananelerine dönmelerini sağlar. Hatta Hazar Denizini aşıp Türkmenlerle de irtibat kurar, Moskof’un nasırına basar. Bu arada Rusça’sını da ilerletir, Moskova’ya, Petesburg’a uzanmaya başlar. Ünlü Şarkiyatçı Barthold ve unutulmaz Romancı Tolstoy ile tanışma şansı yakalar.
Çar yeniden güç kazanıp, dizginleri ele alınca Türklere ihtiyacı kalmaz. Müslüman Neşr-i Maarif Cemiyeti’nin üzerine tazyik yapar. Baskılar dayanılmaz olunca Cemiyet dağılır ve Muallim Cevdet’i geri yollamak zorunda kalırlar. Ayrılık göz yaşartıcı olur, Azeriler çoluk çocuk bir araya gelir, onu merasimle uğurlarlar. Bu arada bir güzellik yapar, hatırı sayılır bir tazminat verip ömür boyu rahat yaşamasını sağlarlar.
Muallim Cevdet artık zengin sayılır, İstanbul’a dönünce şairlerin yazarların yerleştiği Rumelihisarı’nda bir ev alır. İstese yata yata geçinir ama o boş duramaz. Çobangazi Mustafa Paşa Mektebi’nde “fahri” muallimlik yapar, geceleri halka açık derslere koşar.

Niçin Avrupa?
Üstad çocukluğundan beri Avrupa’yı görmeyi arzular. Eh cebinde parası olduğuna göre bu fırsat kaçmaz. Almanya’yı, Fransa’yı, Britanya’yı, İtalya’yı dolanır, bu arada derdini anlatıp mektuplaşacak kadar Almanca, İngilizce ve Latince kapar. Bu seyahati sonradan görmeler gibi her cümleye “Avropa’da böyle mi azizim” deyip hava atmak için yapmaz. Mekteplere fabrikalara girer çıkar, gözünü dört açar. Adamların neyi nasıl yaptıklarını kapmaya bakar.
1910 yılında yeniden İstanbul’a döner, bir yandan Darü’l-Muallim ve İstanbul Erkek Lisesi’nde fenn-i terbiye, sarf-nahiv, malumat-ı medeniye ve içtimaiye dersleri verir, bir yandan da Avrupa’da ve Rusya’da tedrisatın nasıl yapıldığını anlatmaya çabalar. Yetmez çeşitli mecmualarda makaleler yazar, maarif nezaretini uyarmaya bakar.
Muallim Cevdet milliyet teşekkülünde dînin gücüne inanır, Robert Kolej’de çalıştığı yıllarda bizim çocuklarımızın kiliseye götürülmesine karşı çıkar. Onlara dualar öğretir, menkıbeler anlatır, Müslüman kalmalarını sağlar...

01.11.2005

_________________
..
HAYATIMIN İSMİSİN
ZAMANIN İLACI
HAYATIN TADI
SONSUZLUĞUN VARLIĞIMSIN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://samanyolu.forumup.com
samanyolu
Admin
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 27106
Yaş : 49
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : yazar
Lakap : yazar
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: Geri: 2013 HABERLERİ İSTANBUL   Çarş. Ekim 30, 2013 6:01 pm

Gözü kara sultan Genç Osman

Hotin Savaşı ile Osmanlılar istediklerini fazlasıyla alırlar. Bir kere Kanuni devri sınırları esas olmak ve hudut boylarındaki Leh kaleleri yıkılmak kaydıyla bir anlaşma imzalar, ayrıca Hotin’e de sahip olurlar. Lehistan eskiden olduğu gibi Kırım Hanı’na bağlanır ve Polonyalılar 40.000 düka altın vergi vermeye razı olurlar.
Bu küçümsenemeyecek bir zaferdir ama Genç Osman dahasını arzular. Gelgelelim bu askerle ve bu komutanlarla sefere çıkılmaz. Zira yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz...
İstanbul’a dönen genç sultan merasimlerle karşılansa da yüzü gülmez, disiplinsiz askerlerin yuvasını yapmak için fırsat kollar. Daha koltuğuna oturmadan ocakları ablukaya alır ve tek tek kelle saydırmaya başlar. Kışlada bulunanların sayısı defterlerdekinin yarısına bile ulaşmaz. Demek ki zabitler yıllar evvel ocağı terk edenlerin (ya da ölenlerin) maaşlarını alır, cebe atarlar. O günden itibaren ocağa mevcudu oranında ücret yollar, sahtekâr subayları askerin önüne çıkarıp azarlar. “Yer misin, yemez misin” demez, gözlerinin yaşına bakmaz. Hele maaş zamlarını da dondurunca ortalıkta buz gibi bir hava dolanmaya başlar.

Ordu sil baştan
Genç Osman henüz 14 yaşında tahta oturmasına rağmen İran ve Polonya gibi iki çetrefilli gaileden yüz akıyla çıkar. Sadece üç sene zarfında Adriyatikte güçlenir, İtalya’da üs sahibi olur, Akdeniz’de ferman okuturlar.
Genç Osman hazır gücü kuvveti yerindeyken çürüyüp kokuşan Yeniçeri ve Sipahi Ocaklarını ilga ve imha etmeyi kafasına koyar. Onların yerine, Anadolu, Suriye ve Mısır Türklerinden “milli” bir ordu kurmaya kalkar. Sivas, Erzurum, Halep, Şam gibi yiğidin harman olduğu yerlerden sadık ve gözü kara civanlar toplamalıdırlar.
Bu meyanda uzak illerdeki valilere bir irade yollar. Ona 20-30 bin cengaver yeter, bu çekirdek kadro ile Selahaddin Eyyubi gibi destan yazar.
Yeniçerilerin askere benzer yanı yoktur, bu süslü yeleklerle, ağır kaputlarla, uzun pelerinlerle cenge değil, ancak resmi geçite çıkarlar.
Artık daha hafif ve hareketli olmalıdırlar.

Islahat kolay mı?
Bu arada Payitahtı, İstanbul’dan Anadolu’ya nakletmeyi düşünür, hiç değilse deniz yoluyla gelebilecek tehlikeleri bertaraf etmeye bakar. Ona göre bu kozmopolit muhitten kurtulmalı, din devlet yurt bayrak endişesi taşıyan insanlar arasında bulunmalıdırlar. Kaldı ki saray, harem ve devlet teşkilâtlarında da esaslı değişiklikler yapmayı arzular. İlmiyye sınıfının kudret ve nüfuzunu da kırmalı, ilim ehlini günübirlik siyasetten uzak tutmalıdırlar. Alengirli saray ananelerini değiştirmeli “Harem-i Hümâyûn”u tasfiye etmeli ve bundan böyle hânedana Türk ailelerinden kız almalıdırlar. Taaa Fâtih ve Kanunî’li yıllardan kalma mevzuatı yenilemeli, kanunları nizamnameleri açık seçik yazmalı, halka neye tabi olduklarını anlatmalıdırlar.
Bütün bunlar tehlikeli çıkışlardır, kaldı ki “Genç Osman” adı üzerinde; genç ve tecrübesizdir. “Aklımdan geçeni sakalımın teli bilse keserim” diyen Fatih gibi ihtiyatlı davranamaz. Belki de güç odaklarını ciddiye almaz. Nitekim muhalifler seslerini yükseltmeye başlar, Kapıkulu Ocakları ise açıkça karşısına çıkarlar!

Niyetim hacca...
Genç Osman maksadı sadece rızayı İlahi olan, cihada sevdalı bir ordu kurmak için kolları sıvar. Kaptan Paşanın emrine 80 bin altın vererek yüz kadırga hazırlamasını emreder, Cezayir ve Tunus Beylerbeyine “büyük hizmet var, hazır olun” diye çağrı yapar.
İşte tam o günlerde Lübnan’daki Dürzi liderlerinden biri (Maanoğlu Fahreddin) başkaldırır. Bu isyan Genç Osman’ın işine yarar, bahane ile Orta Doğu’ya gitme fırsatı yakalar. Ancak rakipleri de uyanıktır, bin türlü mazeret bulur, Lübnan’a hareketine mani olurlar.
Genç Osman kararlıdır, bu kez hac farizasını eda maksadı ile yola çıkacağını söyler ki, zaten o günlerde rüyasında Efendimizi (Sallallahü aleyhi ve sellem) görmüştür ve hasreti mania tanımaz. Neye mal olursa olsun Haremeyn’e gitmeyi arzular. Sadrazam ve Şeyhülislam “şimdi zamanı değil” deseler de Darüsseade Ağası ile Hocası Ömer Efendi ona cesaret vermeye çalışırlar.
Mâlum, Üsküdarlı Aziz Mahmud Hüdai hazretleri ahiret insanıdır, günlük siyasete, ucuz çekişmelere karışmazlar.

Velinin firaseti
Yine de genç sultanı usulü dairesinde ikaz eder, “şu günlerde İstanbul’dan ayrılmanız münasip olmaz” diye haber yollarlar. Tövbe etmenin değişik yollarını anlatır, hac için ortalığın yatışmasını tavsiye buyururlar.
Evet Genç Osman büyük velinin dediği türbeleri ziyaret eder, hayır hasenat da yapar. Ancak gençlik bu ya, aklına esenden şaşmaz, göstere göstere yola çıkmaya kalkar.
Yanına 500 yeniçeri ve sipahi alacak, sadrazam, defterdar, 40 müteferrika, 40 divan katibi de hazır olacaktırlar. Ancak otağın Üsküdar’a kurulduğu gün ortalık karışır, Süleymaniye’de toplanan Yeniçeriler, Atmeydanı’na ulaşırlar...

_________________
..
HAYATIMIN İSMİSİN
ZAMANIN İLACI
HAYATIN TADI
SONSUZLUĞUN VARLIĞIMSIN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://samanyolu.forumup.com
samanyolu
Admin
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 27106
Yaş : 49
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : yazar
Lakap : yazar
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: Geri: 2013 HABERLERİ İSTANBUL   Çarş. Ekim 30, 2013 6:08 pm

Şair Nâbî’yi bayıltan müjde!..




Nâbî Efendi, Osmanlı divan şairlerimizdendir ve 17. asırda yaşamıştır. Aslen Urfalıdır. Peygamberler şehri Urfa’nın manevi ikliminde iyi bir eğitim alan Nâbî, çocukluk ve ilk gençlik yıllarından sonra İstanbul’a göçmüştür. Tasavvuf terbiyesi de görmüş olan Peygamber âşığı Nâbî Efendi, IV. Mehmed Han döneminde hacca gitmek üzere bir kısım devlet erkanıyla birlikte yola çıkar. Kafile Medine-i Münevvereye yaklaşmıştır. Vakit gecedir. Resulullah Efendimiz’e bir an önce ulaşma özlemiyle Nâbî’nin gözüne uyku girmemiştir. Fakat kafiledeki bir devlet adamı, hem de ayaklarını kıbleye doğru uzatmış, uyumaktadır...

Sakın terk-i edebden...
Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in beldesinde, edebe aykırı böyle bir gaflet hâlini bir türlü hazmedemeyen ve çok üzülen Nâbî Efendi, içinden gelen bir ilhamla şu kasideyi söyler:
Sakın terk-i edebden kûy-ı Mahbûb-i Hudâ’dır bu
Nazargâh-i ilâhidir, Makam-ı Mustafâ’dır bu
Felekde mâh-i nev, Bâbüsselâm’ın sîne-çâkıdır
Bunun kandili Cevzâ, matla’-i ziyâdır bu
Habib-i Kibriyâ’nın hâbgâhıdır fazilette
Tefevvuk-kerde-i Arş-ı Cenâb-ı Kibriyâ’dır bu
Bu hâkin pertevinden oldu deycûr-i adem zâil
Amâdan açdı mevcûdât düş ceşmin tûtiyâdır bu
Muraât-ı edep şartıyla gir Nâbî bu dergâha
Metâf-ı Kudsiyandır cilvegâh-ı enbiyâdır bu...
Nâbî Efendi bu şiiri yolda yazar. Kafile şafak vakti Medine-i Münevvere’ye girmektedir. Ravza-i Mutahhara’nın minarelerinden sabah ezanı okunmaktadır. Müezzin, ezanın ardından Türkçe bir kaside okumaya başlar. Nâbî, dikkat eder, okunan kendi şiiridir. Hemen minarenin kapısına koşar. Müezzine; Allah aşkına, okuduğun bu kasideyi nereden öğrendin, der.

“Ümmetimden Nâbî...”
Müezzin şöyle cevap verir: Bu gece rüyamda Peygamber Efendimizi gördüm, bana buyurdu ki: “Ümmetimden Nâbî adında bir şair, benim hakkımda şu kasideyi yazdı, hoşuma gittiği için bunu okumanı arzu ediyorum.” Ben de rüyamda Efendimizden öğrendiğim beyitleri aynen okudum...
Nâbî Efendi, sevincinden oracığa bayılıp düşer. Çünkü Peygamber Efendimiz kendisi için “Ümmetimden Nâbî...” buyurmuştur. Bu müjdeye kim bayılmaz ki!..



_________________
..
HAYATIMIN İSMİSİN
ZAMANIN İLACI
HAYATIN TADI
SONSUZLUĞUN VARLIĞIMSIN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://samanyolu.forumup.com
Sponsored content




MesajKonu: Geri: 2013 HABERLERİ İSTANBUL   Bugün 10:45 pm

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
2013 HABERLERİ İSTANBUL
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» istanbul baltalimanı japon bahçesi
» İstanbul'daki Önemli Mekanlar
» İstanbul Bkm Mutfak Fan
» İstanbul gezimden fotolar
» Resim koyma sorunu :S

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
asianeagle.niceboard.com :: TURKEY-
Buraya geçin: