AnasayfaPortalGaleriSSSKayıt OlGiriş yap

Yeni Başlık Gönder   Cevap GönderPaylaş | 
 

 ÇİN İMPARATORLUĞU

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
samanyolu
Admin
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 27106
Yaş : 49
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : yazar
Lakap : yazar
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: ÇİN İMPARATORLUĞU   C.tesi Haz. 21, 2008 2:44 pm



İmparatorluk sembolü
Sülaleler

--------------------------------------------------------------------------------

İ.Ö. 221'den 1911 yılma kadar Çin'i 19 sülale yönetti (yasal olmayan ya da yerel sülaleler dışında). İmparatorluk üç birlik çağı, iki de bölünme çağı yaşadı. Bu arada siyasal güçten yoksun, bilinmeyen sülalelerin birbirini izlediği kargaşa dönemleri de son derece önemlidir: Kültür ilerlemelerinin çoğu, söz konusu dönemlerde gerçekleşmiştir; (bireyler üstünde devlet baskısı azaldığı için). Uzun bir yetkecilik geleneğine (nüfusun belli ilkeler çerçevesinde düzenlenmesi ve iktisadın denetlenmesi) dayanan "Çin Krallığı", Çin'i birleştirmeyi başaran krallıktır ama, imparatorluk düzeninin başlangıcından çok, feodal düzenin tjitiş noktası olarak düşünülmelidir; asıl imparatorluğu kuranlar, bürokrasiyi yaratan ve Çin ülkesinin sınırlarını belirleyen Han'lar sülalesi imparatorları olmuş, Han'ların yarattıkları siyasal model (memurlar sınıfı, imparator ailesi ve devlet yüksek görevlileri arasındaki denge), daha sonraki sülaleler için değişmez bir örnek sayılmıştır. Bununla birlikte,. Tang'lar ve Sung'lar imparatorluklarının başlıca özelliği, yaygın bir yönetime dayanan hükümetin, olgunluğu ve karmaşıklığıdır (bu model, öylesine başarılıydı ki, o dönemde Japonya, Kore ve Annam tarafından da benimsendi) . Tang sülalesinin sona ermesiyle, Çin'i yalnızca kâğıt üstünde yönetmenin olanaksızlığı ortaya çıkınca, Çinliler aradıkları çözümü Moğol sülalesinde (silahların ve otoritenin gücü) bulmuşlar, bu dersi unutmayan Ming ve Çing sülaleleri, bürokrasi kuruluşlarını devlet organlarının sıkı denetimi altına almışlar ve imparatorun kişiliği ağırlığını daha fazla duyurmaya başlamıştır. Son sülalenin (Çing'ler) çöküşünün tek nedeniyse, yeni bir olgunun ortaya çıkmasıdır: Doğrudan doğruya refahtan kaynaklanan çok hızlı bir nüfus artışı (XVIII. yy'in ikinci yarısında, ülke nüfusu iki kat artmıştı).

_________________
..
HAYATIMIN İSMİSİN
ZAMANIN İLACI
HAYATIN TADI
SONSUZLUĞUN VARLIĞIMSIN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://samanyolu.forumup.com
samanyolu
Admin
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 27106
Yaş : 49
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : yazar
Lakap : yazar
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: Geri: ÇİN İMPARATORLUĞU   C.tesi Haz. 21, 2008 2:46 pm

İmparatorluk Düzeni

--------------------------------------------------------------------------------

Tarihsel geçmişe duyulan saygı dışında, açık seçik ortaya konmuş bir öğreti yoktur. Hükümdarın gücü bir dinsel öğe (imparator, göğün oğlu ve yeryüzü ile gökyüzü arasında bir aracıdır) ile iki siyasal öğeden kaynaklanıyordu: Hükümdarın yasa koymaktan çok öğretmesi gereğini ileri süren Konfuçius geleneği (toplumsal ahlaka ve törebilime dayanır); eğitim yönetilen kitleleri doğru yolda tutmay a yetmediğinde (halkın düşünme yetisinin ienellikle bulunmadığı varsayılırdı). yasalara ve cezalara başvurmaya izin veren yetkeci (yasacı) gelenek. Konfuçius idealizmi ile yasacıların görüşlerinin uzlaştırılması, Han'lar döneminde gerçekleştirildi. İmparatorun kişiliği, ancak kuramsal düzeyde kutsal sayıldı. Gerçekte imparator, halkından bütünüyle kopuk yaşıyor, halk ile arasında saray adamları ve devlet yüksek görevlileri bulunuyordu. Göğün oğlu sayıldığından, geleneklere göre, halkının başına gelen yıkımlardan imparator sorumlu tutulmaktaydı. Hükümetin yürütme gücü, yüksek görevlere getirilen kültürlü kişilerin elindeydi. Başlangıçta görevler, saray ve hükümet işleri olarak ayrılmıştı. Hükümet hizmetleri başkentteki merkez organlarına dağıtılmıştı; bu görevlere kültür düzeyi en yüksek kişiler atanırdı. Tang'lar döneminde, imparatora karşı sorumlu olan üç en yüksek görevliye, altı bakanlık (yönetim, maliye, protokol, savaş, adalet, bayındırlık) bağlanmıştı. Bazı değişikliklerle, bu yönetim biçimi bütün sülaleler için geçerli oldu; ama Ming'ler döneminde, yönetimin bürokrasinin engellerine takılmasına tepki olarak, bakanların doğrudan doğruya imparatorun karşısında sorumlu olmaları ilkesi getirildi; böylece klikleşmeler ve hizipler görülen üst organların yapısı yalmlaştınldı. Taşrada, yerel yönetim, merkezdeki örgütlenmenin küçük bir örneğiydi. Küçük çaph bir yönetim birimi olan, tahkim edilmiş bir kent çevresinde merkezleşmiş idare bölgeleri (taşra eyaletleri ancak XIII. yy'da Moğollar tarafından kuruldu), yönetimin temelini oluşturuyordu. Bütün yetkiler bir yüksek görevlinin elindeydi. Bu görevliler, yörenin etkili kişileriyle kaynaşmalarını önlemek için sık sık değiştirilmelerine karşın, düzenin en zayıf noktasını oluşturuyorlardı; çünkü, ne kadar dürüst olurlarsa olsunlar, yönetim bölgelerinde işlerin yolunda gitmesini sağlayacak maddi olanaklardan yoksun olduklarından (aylıkları çok düşüktü), yerel varlıklı kesime dayanmak zorundaydılar.

Üst düzeyde, devlet işlerinde, devlet dışı güçlerin de etkileri vardı: İmparatorların gözdeleri, hizipler yaratabiliyor, yönetimi fiilen ele geçire-biliyorlardı (Tang'lar döneminde Vu Dzı-dien; Çing'ler döneminde Tsi-hsi). Başlangıç döneminde haremde muhafız olarak görev yapan hadımlar, saraydaki okumuş görevlilere düşmandılar ve durumları imparatorun özel yaşamlarına girmelerine olanak verdiğinden, devlet işlerim büyük ölçüde etkileyebiliyorlardı; buddhacı din adamları da dönem dönem etkili olmayı başarıyorlarvdı. Askerlerse, küçümsendiklerinden (Konfuçius öğretisi, sivil erdemlere kesin, bir ağırlık vermiştir) devlet işlerini çok ender etkileyebilmişlerdir.
__________________

_________________
..
HAYATIMIN İSMİSİN
ZAMANIN İLACI
HAYATIN TADI
SONSUZLUĞUN VARLIĞIMSIN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://samanyolu.forumup.com
samanyolu
Admin
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 27106
Yaş : 49
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : yazar
Lakap : yazar
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: Geri: ÇİN İMPARATORLUĞU   C.tesi Haz. 21, 2008 2:47 pm

Toplum ve İktisat

--------------------------------------------------------------------------------

Eski Çin'de toplumsal farklılaşmanın kökenleri, "klan"ın bazı üyelerinin (ölünün doğrudan torunları), bir ortak ataya tapınma ayrıcalığını ellerinde tutmalarına dayanıyordu. Halktan kişilerin büyük çoğunluğunun adı bile yoktu (ancak savaşan krallıklar döneminden başlayarak vergilerin ve angaryalarm konulmasıyla, toplumun her kesiminde ad kullanılmaya başlandı). Konfuçius'u izleyenlerin gözünde, tek gerçek iş tarımdı. El sanatçıları, gereksiz sayılan mallar ürettiklerinden, tüccarlarsa, söz konusu gereksiz malları, aynı zamanda da kâr etme zevkini yaydıklarından, dolayısıyle ideal ve eşitlikçi bir toplumun kurulmasını güçleştirdiklerinden, küçümseniyorlardı. Bu nedenle, ilk imparatorluklarda, resmen tanınan iki sınıf vardı: Kuramsal olarak onurlandırılan, ama gerçekte sömürülen köylüler; bilgileri sayesinde devletin birliğini koruyabilecek yetenekte olan ve toplum içinde büyük saygınlık kazanmış bulunan kültürlü kişiler. Devlet görevlisi kültürlü kişiler sınıfına girebilmek, en yüksek toplumsal aşamaydı ve sınavla (ilk sınav uygulamasına, İ.Ö.140'ta başlandı) ya da bazen, tanıdıkların arka çıkmasıyla gerçekleşiyordu (dolayısıyle, "en layık olanı" seçmeye dayanan bu düzen, sık sık kayırmacılığa dönüşüyordu). Tang sülalesi döneminde sınavlar, idare bölgelerinde başlar, sonunda en başarılı kültürlü kişileri bir araya getiren imparatorluk akademisi han-lin'e varılırdı.

Başlangıçta, bir toprak sahipleri sınıfı yaratılması uygun görülmüştü (toprak imparatorundu; o da toprağı halka devrederdi). Han'lar döneminde toprağın para karşılığı verilmesi yasaklanmıştı: Yalnızca imparator, yakınlarına toprak bağışında bulunabilirdi. Ama kargaşa dönemlerinde nakit servetlerin güvensizliği, bu yasağın aşılmasına yol açtı; satın alma, toprak edinmenin yasal ve resmî yolu haline geldi. Vergi tahsildarlarından kaçan çiftçilerin sığındıkları büyük toprakların gelişmesinin yanı sıra ticaret, özellikle Sung sülalesi döneminde de lüks malların alım satımı arttı ve topluma para egemen oldu: Hazine bile, nakit sıkıntısı başgösterince, devlet görevleri parayla satılarak doldurulmaya başlandı. Artık halktan birinin devlet kapısında kendine.iş bulabilmesi olanaksızlaşmıştı (çünkü gereken eğitimi çocuklarına ancak çok varlıklı aileler sağlayabiliyorlardı).
Son sülaleler zamanında, tek gerçek etkinliğin tarım olduğu düşüncesi bir yana 'bırakıldı ve Ming'ler, Çing'ler dönemlerinde, tüccarlar siyasette önemli rol oynamaya başladılar. Çin'de hiçbir zaman gerçek anlamda bir köle toplumu olmadı. Hükümlülerin akrabalarından ya da savaş tutsaklarından oluşan köleler, büyük bayındırlık işlerinde (Çin Şeddi) çalıştırıldılarsa da, Ming'ler' den sonra devlet, bu tür işleri ücretli yaptırmayı daha etkili buldu.

_________________
..
HAYATIMIN İSMİSİN
ZAMANIN İLACI
HAYATIN TADI
SONSUZLUĞUN VARLIĞIMSIN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://samanyolu.forumup.com
samanyolu
Admin
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 27106
Yaş : 49
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : yazar
Lakap : yazar
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: Geri: ÇİN İMPARATORLUĞU   C.tesi Haz. 21, 2008 2:47 pm

İktisat

--------------------------------------------------------------------------------

Eskiçağ'dan bu yana Çin düşünürleri, topraktan en iyi verimi elde etmenin devletin görevi buğunu ileri sürmüşler, Han'lar döneminden başlayarak, imparatora, üretimi artırmayı ya da köylülerin vergi yükünü hafifletmeyi sağlayacak önlemler öneren çalışmalar sunulmuştur. Eski Çin'de kuramsal olarak, toprak devletindi; alınan ürünün 1/15'i vergi olarak ödenirdi; ama aslında, toprak sahipleri çiftçilerinden % 50 isterlerdi. Birkaç kez özel mülkiyetin kaldırılmasına, devlet çiftlikleri kurulmasına çalışıldı.

İlk bankacılık sistemi IX. yy'da ortaya çıktı. Yuen'ler sülalesi,. 10-2 000 bakır para karşılığı olan bir dizi kâğıt para bastırdı. Çin topraklarının uçsuz bucaksızlığınm ve baş-kenÜerin değiştirilmesinin yol açtığı iktisadi sarsıntılar, hükümeti ticareti kolaylaştırmak ve denetlemek amacıyla birçok önlem almaya yöneltti (karayolları ağı ve kanallar yapılması; pazarların gözetimi; tuz ve demirin, bazen de alkolün tekele alınması).

_________________
..
HAYATIMIN İSMİSİN
ZAMANIN İLACI
HAYATIN TADI
SONSUZLUĞUN VARLIĞIMSIN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://samanyolu.forumup.com
samanyolu
Admin
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 27106
Yaş : 49
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : yazar
Lakap : yazar
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: Geri: ÇİN İMPARATORLUĞU   C.tesi Haz. 21, 2008 2:54 pm

Dış İlişkiler

--------------------------------------------------------------------------------

Han sülalesi döneminden başlanarak Çin'de, komşu halklara karşı etkin bir siyaset benimsendi. Bu siyaset, savaş seferlerinden çok diplomatik girişimlere (yönetebilmek için parçalamak), himaye bölgeleri (Orta Asya'da, Kore' de, Annam'da) ve dostluklar kurmaya (yabancı hükümdarların birçoğu bir Çinli prensesle evlenmek istiyorlardı) dayanıyordu. Kuramsal düzeyde yabancıların tümü barbar sayılıyor, bir uygarlıkları olduğu kabul edilmiyordu. Ama bu ayrım ırka değil, kültüre dayanıyor, toplum, çinlileşen bütün yabancıları benimsiyordu. Buddhacılığın ülkeye sızması ve yaygınlaşması, Çinlilerde yurt dışından gelen şeylere karşı günden güne artan bir ilgi uyandırdı: Tang'lar döneminde sarayın başlıca merakı, Pers İmparatorluğu'ndan gelme cam kadehlerde ya da mücevher kakmalı kupalarda içkiler içerek.Birmanya'dan ya da Japonya" dan gelmiş orkestraların çaldığı müziği dinlemekti. Bazı ülkelerle de ayrıcalıklı ilişkiler kurulmuş ve bu ülkeler (Kore, Annam), Çin egemenliğine boyun eğmemekle birlikte, insan adlarına ve takvime varıncaya kadar Çin kültürünü benimsemişlerdi.
__________________

_________________
..
HAYATIMIN İSMİSİN
ZAMANIN İLACI
HAYATIN TADI
SONSUZLUĞUN VARLIĞIMSIN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://samanyolu.forumup.com
samanyolu
Admin
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 27106
Yaş : 49
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : yazar
Lakap : yazar
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: Geri: ÇİN İMPARATORLUĞU   C.tesi Haz. 21, 2008 2:55 pm

Çin kültürü

--------------------------------------------------------------------------------

Çinliler, uygarlıklarının maddi ürünleriyle değil, edebiyat ve sanat ürünleriyle övünürler-di. Gerçekten, Konfuçius öğretisinin etkisiyle, tarım ya da edebiyatla ilgili olmayan bütün etkinlikler küçümsenirdi. Çin'de kültüre katkı demek, zihinsel ürün vermek demekti. Bu tutum, tartışma götürmez bir zekânm ürünü olan Çin buluşlarının, o dönemde yalnızca ilgi çekici şeyler sayılmalarından, ötürü, uygulama alanında yeterince geliştirilmemiş olmalarının nedenini açıklar; nitekim basımcılık, yalnızca, bir kültür hizmeti olduğu için geliştirilmiştir. Oysa kâğıt, pusula, dümen, barut, vb. pek çok şey Çin'de bulunmuş. VII. yüzyıldan başlayarak Kanton'a iyice yerleşen Araplar aracılığıyla Batı dünyasına aktarılmıştır.

_________________
..
HAYATIMIN İSMİSİN
ZAMANIN İLACI
HAYATIN TADI
SONSUZLUĞUN VARLIĞIMSIN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://samanyolu.forumup.com
samanyolu
Admin
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 27106
Yaş : 49
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : yazar
Lakap : yazar
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: Çin'in Yakın Tarihi   C.tesi Haz. 21, 2008 2:57 pm

Çin'in yakın tarihi, her şeyden önce, kültür üstünlüğüne yüzyıllar boyunca inanmış bir halkın, apansızın, ürünleri daha iyi değilse bile, en azından daha etkili görünen bir uygarlıkla karşılaşınca uğradığı sarsıntının tarihçesidir. Avrupa etkisinin benimsenmesi ya da karşı çıkılması sorunu, çok kritik bir anda, iktidardaki sülalenin dağılmakta olduğu bir anda ortaya çıkmıştır. Çing'ler sülalesi imparatorları cizvit rahiplerine değer veriyorlar,onlardan Batı gökbilimini, haritacılığı öğreniyor, dinsel konulardaki düşüncelerini dinlemekten hoşlanıyorlardı. Ama bütün bunlar eğlenceli bir meraktan öteye geçmiyordu ve İngilizlerin ticaret yapma önerileri, "barbar bir halktan yalnızca haraç kabul edilebileceği" yanıtıyla karşılaşmıştı. Bunun üstüne Batılılar, Çin'e serbest ticareti zorla kabul ettirmeyi hedef aldılar.

Kanton valisi, afyon stoklarını yaktırıp Çin'e afyon satışını durdurmakla, aslında Avrupalıların bu hedefini kolaylaştırmış oldu. Çünkü, bu olay bahane edilerek açılan Afyon savaşı (1840-1842) sonunda yapılan Nankin anlaşmasıyla, İngilizler beş serbest limanda ticaret yapma iznini ve Hong Kong'u elde ettiler. Bütün Batı devletlerinin aynı ayrıcalıkların kendilerine de tanınması isteklerine, iç karışıklıklardan bunalan Mançu sülalesi, boyun eğmekten başka çare bulamadı (1860'ta imzalanan Pekin anlaşmaları). Japonlar karşısındaki yenilgiden sonra, Çin, "yüz gün" reformu girişimlerine karşın, bölüşülmeye başlandı: İmparatorun desteklediği ilericiler, dul imparatoriçe Tsı-hsi tarafından ve Bokserler ayaklanması sırasında öldürüldüler. Ama bu olaylar bir yandan da Çin'de yavaş yavaş ulusal bilincin uyanmasına yol açtı; aydınlar, Batılılardan ders alarak onları kendi silahlarıyla yenme düşleri kurmaya (bu düş, Japonya'nın Rusya'yı yenmesinden kaynaklanmıştı) başladılar.

Avrupa'ya, A.B.D' ne, Japonya'ya giden öğrencilerin sayısı günden güne artıyor, bu gençler devrimler çağını hazırlıyorlardı. Nitekim değişik nitelikli üç devrim birbirini izledi: 1911'de siyasal devrim (imparatorluk rejiminin kaldırılması); 1928'de ulusal devrim (Guomindang'm eşit olmayan anlaşmaları reddetmesi); halk devrimi. 1911'de girişilen devletleştirme önlemleri, Sıçuan'da gösterilere ve grevlere (bütün bunlar Çin'de yeni kavramlardı) yol açtı. Hoşnutsuzlan bastırmak isteyen imparatorluk hükümeti, sarayın desteklediği güçlü general Yuen Şı-kay'a başvurdu ama, Yuen Şı-kay, beklenmedik bir biçimde,başkaldıranlarm safına geçerek, imparatorluk rejimini devirdi. 1912-1916 arasında cumhurbaşkanlığı yaptıysa da, kendini imparator ilan ettirmek emelini gerçekleştiremedi ve ölümünden sonra Çin. daha Önce birçok sülalenin devrilmesinden sonra olduğu gibi, "Batı devletleri" arasında parçalandı. Bu arada, Kanton bölgesine, Sun Yat-Sen yönetimindeki Guomin-dang yerleşerek, Bolşevik (Borodin ile yapılan işbirliği) düzenine uygun biçimde yeniden örgütlendi ve 1921' de kurulan Çin Komünist Partisi'yle anlaşma yaptı. Ama Sun Yat-Sen'in ölümü (1925) bu işbirliğine son verdi: Guomindang'm sağ kanadı, Çankayşek'in önderliğinde, komünistleri saf dışı ederek Pekin'i ele geçirip, ülkeyi görünüşte yeniden birleştirdi. Çin'e egemen olan ve parçalayan Batı ülkeleriyle yapılan askerî ve iktisadi uzlaşmalara dayanan bu girişim, Japon emperyalizminin gelişmesiyle (Mançurya'ya el konması) büyük ölçüde tehlikeye düştü.

Tehlike karşısında Guomin-dang'daki milliyetçiler, geçici bir süre için komünistlerle yeni bir anlaşma yaptılar (Çangan'da tutuklanan Çankayşek, Kızıl Ordu'nun müdahalesiyle serbest bırakılmıştı). Bu arada, zayıf düşmüş olan komünistler Kiang-si dağlarına çekilerek Çin' de ilk "sovyet" cumhuriyetini kurmuşlar, sonra dört "temizleme kampanya" sı sırasında, milliyetçilerin birlikleri karşısında geri çekilerek, "Uzun Yürüyüş"ü (bir yılda 12 OOO kilometre) gerçekleştirip kuzeye doğru tırmanmış (1936) ve Şensi bölgesinde Yen-an'da toplanmışlardı.

Çankayşek ile Mao Çe-tung (Mao Dzı-dung) arasındaki yakınlaşma çok kısa sürdü ve 1945'te Japonya' nın teslim olmasıyla sona erdi. İki taraf arasındaki çatışmalar, A.B.D' nin arabuluculuk girişimine (General Marshall) karşın, 1946'da yeniden alevlendi. Milliyetçiler, A.B.D' nin yardımı sayesinde, hemen her yerde Japon kuvvetlerinin silahlarını bırakmalarını sağlamışlardı ama, karmakarışık birlikleri, yirmi yıl savaşarak ideoloji ve askerlik bakımından hazırlığını tamamlamış Kızıl Ordu'nun karşısında uzun süre dayanacak durumda değildi. Nitekim 1947 yazında Lin Biao'nun (Lin-Piao) Mançurya'ya saldırılarıyla, milliyetçi kuvvetler çözülmeye başladılar.
O tarihten sonra komünistler Çiz topraklarını bütünüyle ele geçirirlerken, milliyetçi kuvvetlerden artakalanlar da, 1949'da Formoza'e (Tayvan) yerleştiler. 1 Ekim 1949'z i Çin Halk Cumhuriyeti'nin kuruldur, ilan edildi.

_________________
..
HAYATIMIN İSMİSİN
ZAMANIN İLACI
HAYATIN TADI
SONSUZLUĞUN VARLIĞIMSIN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://samanyolu.forumup.com
samanyolu
Admin
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 27106
Yaş : 49
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : yazar
Lakap : yazar
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: Çin Tarihi- Eski Çin, İmparatorluk Dönemi Çin, Çinliler Sülalesi   C.tesi Haz. 21, 2008 3:01 pm

Çin'in tarihi kesintisiz biçimde, çok eski çağlara kadar uzanır. Çin'le ilgili ilk bilgileri edinen Avrupalı Cizvit rahipler, Çin tarih yapıtlarından aldıkları bu bilgileri Batı'ya yanlış biçimde yansıtmışlar, böylece Avrupa'da Çin uygarlığının, zenginliği kuşku götürmemekle birlikte, kalıplaşmış, her türlü dış etkiden sıkı sıkıya korunmuş, hiçbir evrim geçirmemiş bir uygarlık olduğu sanılmıştır. Oysa, geleneksel Çin düşüncesi, ne türden olursa olsun, yeniliklerden hoşlanmamıştır ama, genellikle sanıldığı gibi kapılarını her türlü değişikliğe sımsıkı kapamış bir düşünce de değildir.

Çin'in tarihsel kaynakları son derece çeşitli ve zengindir. Çinliler geçmişlerine büyük saygı duyduklarından, çok erken tarihlerden başlayarak, ülkede tarih yapıtları büyük ölçüde gelişmiş, daha İ.Ö. II.yy'da tarihçi Sı-ma Çien, özgün bir yapıt oluşturmuştur: Eskiçağ'm geleneklerini bir araya toplayan ve kökenlerinden başlayarak Çin tarihini anlatmayı amaç alan Şı-ci (Tarih Anılan). Tarihçi Ban Gu'ysa (İ.S. 32-92), sülale yıllıklarının ilk örneğini ortaya koymuştur. Sülale yıllıkları (toplam 25 yıllık), asıl yıllıkların yanı sıra, kronolojik tablolar, incelemeler (dinsel törenler, gökbilim, sulama ve tarım düzenleri üstüne), ilgili sülale döneminde yaşamış ünlü kişilerin (dürüst bakanlardan, yol kesen haydutlara kadar) yaşamöykülerini içerirler. En özgün yanları, tasarlanış biçimleridir: Her sülalenin yazarları, her imparatorun döneminde toplanmış belgelerden yararlanarak, bir önceki sülalenin tarihçesini yazmakla yükümlü tutulmuş, hattâ 1911'den sonra, Cumhuriyet dönemi tarihçilerinden bir grup, son sülalenin tarihçesini yazmaya girişmişlerdir. Ama bu tarihçilik yöntemi, kurulu düzenin haklı gösterilmesi amacıyla tasarlanmış olduğundan, güçsüzlüğü de ortadadır. Konfuçius kuramına göre, tanrıdan yetki almış kişi hükümdar olur. Halkına haksızlık ederi hükümdar, bu yetkiye layık sayılmadığından, tahttan indirilmesi yerinde olur. Dolay isiyle, kralı devirmekte başarısız olan kişi isyancı sayılır; başarılı olansa, tanrının seçtiği kişidir. Bir sülale boyunca, tanrıdan alman yetkinin yıpranması sonunda bir "yozlaşmış kral"ın tahta çıkması, geleneksel Çin tarihinin sülale çevrimini oluşturur. Bu anlayışın sonucu olarak tarihçiler, yaşadıkları dönemdeki sülalelerin tahta çıkışını hakh göstermek için (hiç değilse imparatorun isteğiyle yazılan resmî tarihlerde), bir önceki sülalenin son dönemlerine çeşitli sevimsiz olaylar eklemişlerdir: Sülalenin devrileceğini, tanrıların verdiği yetkinin geri alınmak üzere olduğunu belli eden gökbilim olayları (kuyrukluyıldızlar); doğal olaylar (canavarların doğması); toplumsal olgular (doğal belirtilerden farklı sayılmayan halk ayaklanmaları). Bütün bunlara karşın, Çin tarih yapıtları tartışma götürmez ölçüde değerlidirler; yalnız, modern bilim adamları tarafından eleştirici bir bakış açısıyla ele alınmaları gerekir.

Geçmişte pek çok eski yapıt meraklısının bulunduğu bir gerçekse de, arkeoloji, Çin'de yakın zamanlarda gelişmiş bir bilim dalıdır. Geçmişle ilgili pek çok kalıntı, ancak yakın dönemde ortaya çıkarılmıştır (Çinliler yapılarını taraçalar üstüne kurduklarından temel kazmamışlardır; temel kazmamış olmalarının başlıca nedenlerinden biri, toprağın altında uyuduklarına inandıkları ejderhaları uyandırmaktan korkmalarıydı) .

Çin tarihinde bir Eskiçağ, bir Ortaçağ, bir Yakınçağ ayırmaya kalkışmak, bu ülkeyi, hiç benzemediği Batı'nın çerçevesine zorla uydurmak anlamına gelir. Sülalelere göre ayrım yapmak da pek parlak sonuçlar vermez: Evrim ya daha hızlı ya da daha yavaş olmuştur. Çin tarihinde tek kesin kopukluk, Çin'ler sülalesiyle ortaya çıkmış, soylulara dayanan ve feodal nitelikli bir düzene son verilerek, bürokrasiye dayanan bir imparatorluk düzeni
getirmiştir. Bu kesin dönemeç temel alınarak, Çin. tarihinde iki dönem ayırt edilebilir: Eski Çin; imparatorluk dönemi Çin'i

_________________
..
HAYATIMIN İSMİSİN
ZAMANIN İLACI
HAYATIN TADI
SONSUZLUĞUN VARLIĞIMSIN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://samanyolu.forumup.com
samanyolu
Admin
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 27106
Yaş : 49
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : yazar
Lakap : yazar
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: Geri: ÇİN İMPARATORLUĞU   C.tesi Haz. 21, 2008 3:18 pm

Eski Çin-Yang Şao ve Lung Şan Cilalıtaş devri, Çou'lar Sülalesi, Şanglar, Fu-hsi




--------------------------------------------------------------------------------

Pitekantropus'a (PithecanthropusJ yakın olan Pekin insanı (Sinanthropus peJdnensis), Lan Dien insanı ve insanlık tarihini (Çin tarihini değil) ilgilendiren birbirinden kopuk Yontmataş devri kültürleri bir yana bırakılırsa, özgün bir Çin uygarlığından ancak, Yang Şao ve Lung Şan Cilalıtaş devri kültürleriyle (İ.Ö. III. bin-yıl) söz edilebilir. Huang-ho havzasıyla sınırlı olan bazı taştan gereçlerle, yüksek nitelikli kırmızı {Yang Şao) ve siyah (Lung Şan) toprak çömleklerle nitelenen söz konusu kültürlerin, gerçekte hemen sonraki Şang'lar dönemi tunç uygarlığıyla birçok ortak özellikleri vardır, (toprağa kazılı konutlar; kâhinlikte kullanılan kemikler; sık raslanan gri çömlekler). Şang'lar döneminde tunç (ama soylulara özgü bir ayrıcalık olarak kaldı ve araç gereç yapımında kullanılmadı) ve yazı bulunmuştur.

Bu arada oluşan ve Çou'lar sülalesi döneminde en parlak dönemini yaşayan feodal düzen, İ.Ö. VI. ve V. yy'lardaki büyük çalkantılara kadar ayakta durmayı başarmıştır (söz konusu dönemde demirin ortaya çıkmasıyla tarımsal etkinlikler yoğunlaşmış, nüfus artmış, merkezi bir rejim kurma gereği ortaya çıkmıştır). Efsaneye göre, ilk Çin hükümdarları (yazıyı bulan Fu-hsi; tarımı bulan Şın-nung; Çinlilere giyinmesini, barınmasını, vb'ni öğreten Huang-di) ve onları izleyen sülale (Hsia) daha ilk zamanlardan başlayarak,imparatorluk çağındaki kadar kalabalık ve geniş olan bir Çin'i yönetmişlerdir. Söz konusu' efsaneler aslında, Çin devletinin eskiliğini kanıtlamak için, yerel efsanelerin kesintisiz bir tarih çerçevesinde birleştirilmesiyle ortaya çıkmışlardır; ilk imparatorların tümü, değişik görünümler altında, uygarlık getiren kahraman tipini canlandırırlar. Aslındaysa, tek bir iktidar altında toplanmaktan uzak olan Çin uygarlıkları, birbirlerinden günümüzdekinden daha sıcak olan Kuzey^Çin kurlarıyla (filler ve gergedanlar avlanıyordu) ve çeşitli halklar (henüz özümlenmemiş Çinliler) tarafından ayrılıyor, doğayla uyum içinde bulunmaya özen gösteren küçük kırsal topluluklar halinde yaşıyorlardı. Bu anaerkil kökenli toplumun toteme dayanan, klan özellikleri gösteren yanları vardı. Toplum içinde yükselme aracı, savaşlarda yararlık göstermek ve tunç dökmeyle uğraşmaktı: Dökümcü derneklerinin, ilk kent çekirdeklerinin (el sanatçılarının toplandıkları site-saraylar) temelini oluşturdukları sanılır. Kral Şang'm (İ.Ö. 1450) çevresinde toplanan hizmetkârlar, kâtipler, yazıcılar ya da kâhinler (yazı,o zamanlar kâhinliğe bağlıydı), feodal soyluların kökenini oluşturdular. Bu sınıfın üyelerini toprak sahibi yapmak yetkisi yalnızca kralındı; ayrıca, toprağı verdiği gibi geri de alabilirdi. Yakılan topraklar üstünde yarı göçebe tarım yapılması her köy için uçsuz bucaksız genişlikte alanlar gerektirdiğinden, nüfus yoğunluğuysa nispeten düşük (tarım çalışmaları dönemlerinde, köylüler çok uzakta olan tarlalarda kalırlardı) olduğundan, zamanla "bey"lerin ve topraklarının sayısı büyük ölçüde arttı. Böylece bir dizi karmaşık bağımlılık ilişkisi ortaya çıktı: Kralın görevi, güç durumda kalan derebey-lere yardım etmekti; onlar da bu yardıma karşılık krala vergi veriyorlardı.

Şang'lar döneminin sonlarına doğru doğan feodalite, Çou'lar sülalesi zamanında (İ.Ö. llüü-İ.Ö. 222), en parlak çağını yaşadı. Söz konusu dönemin ortalarına (Î.Ö. VIII. yy.) doğru kralın gücü azaldı ve yeni güçler oluştu: Ülkenin sınır kesimlerindeki prenslikler, ellerindeki yeni olanaklardan (Çi'de tuz ve demir tekeli) da yararlanarak, güçlerini büyük ölçüde artırdılar. Derebeylerin en güçlüsünün kral adına öbür beylere egemen olduğu bu dönemi izleyen "savaşan krallıklar dönemi" nde (İ.Ö. 480-İ.Ö. 222), derebeyleri her türlü bağımlılıktan sıyrılarak kral unvanını aldılar. Başlıca yedi "krallık" arasında patlak veren bitmek bilmeyen savaşlardan sonra, Çin derebeyi ülkeyi yeniden birleştirmeyi başardı (İ.Ö. 222) ve kendini Çin Şı-Huang-Di adıyla ilk imparator ilan etti (İ.Ö. 221). Derebeylik
düzeninin yok olmasının başlıca nedeni, anlayışın değişmesiydi: Merkezden uzaktaki beyler, merkezdeki beyler gibi saray yasalarına ve belirli kurallara uygun savaşlara saygi duymuyorlardı (oysa derebeyliğin ilk dönemlerinde, düşman beyliği yok etmek düşüncesi akıldan bile geçmeyecek bir şeydi); ayrıca, savaş anlayışı da gelişmiş, atlı askerler, daha güçlü silahlar kullanılmaya başlanmıştı. Savaşan krallıklar döneminin başlangıcında, derebeylerin zincirden boşanmış gibi birbirleriyle çarpışmaları, eski düzenin altüst olması, alışılmış kuralların umursanmaması, Çin düşüncesinin tarihindeki en büyük felsefe bunalımını doğurdu. "Yüz okul dönemi" diye nitelenen bu dönemde, işsiz kalan düşünürler, Çin'in her yanım dolaşıp kendilerini dinleyecek, ilkelerini uygulayarak yeryüzünde düzeni yeniden kuracak bir hükümdar aradılar. Söz konusu düşünürlerin en iyi örneği olan Konfuçius, insan ilişkilerini yoluna koyabilecek tek güç olan eski kurallara saygıyı öneren, eğitime dayanan özgün bir düşünce biçimi ortaya attı. Han Fey-dzı ve yandaşlarıysa ("yasacılık okulu";Çin hükümdarlarının akıl hocalarıydılar), hükümdarın etkili olup, cezalandırmaya başvurmasını öneriyorlardı. Bu iki temel eğilime tepki gösteren Lao Dzı (taoculuğun kurucusu) da, dünyadan el etek çekmeyi, insancıl tutkulardan arınmayı öğütlemekteydi. Günümüze öbür okullarla (kâhinler okulu; yin ve yang okulları; tarım okulu) ilgili çok az bilgi kalmış olmasına karşılık, Konfuçius öğretisi, yasacılık ve taoculuk, buddhacılıkla birlikte yakın döneme kadar Çin düşüncesinin kaynakları olmayı sürdürmüş, bu okulların gölgesinde gelişen son derece zengin edebiyat, modern Çin edebiyat ve düşüncesinin kurallarını ve örneklerini oluşturmuştur.

_________________
..
HAYATIMIN İSMİSİN
ZAMANIN İLACI
HAYATIN TADI
SONSUZLUĞUN VARLIĞIMSIN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://samanyolu.forumup.com
samanyolu
Admin
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 27106
Yaş : 49
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : yazar
Lakap : yazar
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: Geri: ÇİN İMPARATORLUĞU   C.tesi Haz. 21, 2008 3:21 pm

Çin Coğrafyası- Batı, uzak kuzey, kuzey çin, güney çin
Kuzeyde Angara'nın,güneyde Hindistan ve Güney Çin'in Prekambriyen' den kalma toprakları arasında, Alp dağoluş hareketi (Üçüncü Zaman' da], doğu-batı yönünde uzanan bir kıvrımlar dizisi oluşturarak Çin'in hidrografya düzenine genel doğrultusunu vermiştir. Doğuda, kıyının oldukça yakınında, Büyük Okyanus' tan gelen güçlü bir itme hareketi, kuzey-doğu-güney-batı kıvrımlarını (Büyük Kingan; Çang Bey dağları; vb.) yaratmıştır. Kıvrımların arasında yer alan Dördüncü Zaman'da oluşmuş alüvyon havzaları, dünyanın en büyük ırmaklarından ikisi(Sân Irmak ya da Huang-ho; Mavi Irmak ya da Yang-dzı-kiang)tarafmdan akaçlamr. Şen-si (Shensi) yaylalarında rüzgârların etkisiyle birikmiş son derece verimli lös tabakasının kalınlığı, yer yer 600 m'yi bulur. Çin, doğal çevre ve insan coğrafyası açısından dört büyük bölgeye ayrılabilir.

BATI. Engebeleri çok değişen (burada, dünyanın en yüksek dorukları [Himalayalar'da] ile Cungarya ve Turfan gibi bazı çöküntü bölgeleri bir arada yer alır), iklimi genellikle kurak, kışın çok soğuk, yazın çok sıcak olan bu uçsuz bucaksız bölge, Tibet, Doğu Türkistan (Sin Kiang) ve Moğolistan'ı içerir. Yaşam koşullan insanların yaşamasına son derece elverişsiz olduğundan, bir yerleşme alanından çok, bir geçiş alanıdır (özellikle göçebeler yaşar). Ayrı kökenden gelen yerel halkların yaşamasına karşın, erken bir tarihte Çin'in etkisine girmiştir.

UZAK KUZEY. Son derece zengin Mançurya tortul havzasını içine alır. Mançurya havzası yakın dönemde yerleşmeye açılmıştır (hattâ yerleşmenin henüz tamamlanmadığı söylenebilir). Musonların ıhman etkileri, bölgede büyük çapta tahıl tarımına olanak verir.

KUZEY ÇİN. Kuzeyde Şan-si (Shan-si) ve Şen-si (Shensi) yaylalarıyla (lös), güneyde de bir dizi alçak sıradağla doğuya doğru uzanan Çin dağlarının (Tsinling) kendisine özgü fiziksel çevresi ve ildim kuşağıyla sı-r nırlı bulunan Huang-ho ırmağının (Sarı Irmak) balçıklı suları, Çin uygarlığının beşiği olan geniş bir alüvyon ovasında akar. Bölgede büyük çaplı tahıl tarımının yanı sıra, yakın dönemde yoğun pirinç tarımına başlanmıştır.

GÜNEY ÇİN. Gerçek pirinç bölgesidir. Güney ucunda tropikal özellikler gösteren yumuşak ve yağışlı muson iklimi, çay ve turunçgil yetiştirilmesine elverişlidir; yılda üç kez pirinç ürünü alınır (Sı-çuan ve Haynan [Hai-nan] adası). Bölgede Yang-dzı-kiang'm (Mavi Irmak) üç havzası (Sı-çuan, Vu-han, Nankin) ile güneyde Prekambriyen'den kalma Güney Çin kalkanı üstünde yükselen karmaşık tepeler ağı ayırt edilir» Çin'in bu coğrafi bölümlenmesi,tarihini önemli ölçüde etkilemiş, güneybatıdaki birbiri içine geçmiş dağlar, geçit vermediklerinden, Çinlilerin baskı altında tuttuğu etnik azınlıkların barınağı olmuş, kuzeybatıdaki alçak yaylalar, İpek Yolu aracılığıyla Çin'in dış dünyadan etkilenmesine olanak vermekle birlikte, çeşitli istilalara da bir kapı oluşturmuş, bu nedenle en eski çağlardan bu yana Çinliler, kendilerini savunabilmek için görkemli yapılar gerçekleştirmişlerdir (Büyük Çin Şeddi). Asıl Çin'de Şanghay (Shanghai) bölgesine kadar kıyı ovalarının birbirini izlemeleri ve Yang-dzı havzalarının açılışı, Çin uygarlığının büyük engebelerle karşılaşmaksızm yayılmasına olanak vermiş, güneydeki dalga dalga tepelerse, Kanton (Guangz-hou) alanının özgünlüğünü belli ölçüde korumuştur

_________________
..
HAYATIMIN İSMİSİN
ZAMANIN İLACI
HAYATIN TADI
SONSUZLUĞUN VARLIĞIMSIN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://samanyolu.forumup.com
Sponsored content




MesajKonu: Geri: ÇİN İMPARATORLUĞU   Bugün 10:56 am

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
ÇİN İMPARATORLUĞU
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Daybreakers - Vampir İmparatorluğu

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap verebilirsiniz
asianeagle.niceboard.com :: A-Countries :: CHINA-
Yeni Başlık Gönder   Cevap GönderBuraya geçin: