AnasayfaPortalGaleriSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Malkoçoğlu ve Lehistan Seferi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
samanyolu
Admin
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 27191
Yaş : 49
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : yazar
Lakap : yazar
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: Malkoçoğlu ve Lehistan Seferi   Salı Ekim 29, 2013 10:39 am

Malkoçoğlu ve Lehistan Seferi
Lehistan Kralı Jan Albert, Osmanlı himayesinde bulunan Boğdan üzerine 1497 senesinde taarruz etti. Osmanlı hükümeti daha önce Lehlilerle imzalanmış antlaşmanın hükmü kalmadığını ileri sürerek Silistre Sancakbeyi ve Akıncıbeyi Malkoçoğlu Bâli Bey’i 1498 senesi ilkbaharında kırk bin kişilik bir kuvvetle Lehistan’a yolladı. Malkoçoğlu’nun idaresindeki Osmanlı kuvvetleri, Turla yâni Dinyester suyunu nehir gemileri üzerine kurdukları köprüden geçerek Lehistan’a girdiler...

“Artçı” ve “öncü” kuvvetler!
Bâli Bey büyük oğlu Ali Bey’i askerine “artçı” ve küçük oğlu Tur Ali Bey’i de “öncü” yaparak Leh topraklarında ilerledi. Dinyester üzerindeki Karkova veya Sorukhisar’ı daha içeride Drensi, Glagori, Cinanca, Gelebanya ile Leh Kralının sayfiyesi olan Braklav Kalelerini fethetti. Muhkem bir kale olan Radimin Hisarı ise alınamadı. Bâli Bey burada kalarak, oğlu Tur Ali Bey ile Yahyâ Paşazâde bâzı yerleri ele geçirdikten sonra geri döndüler. Hasan Voyvoda ismindeki bir akıncı beyi de, bir günlük yere akın yaptıktan sonra, birçok ganimetle geri döndü.
Bu sırada düşman, Dinyester Nehri üzerindeki köprüyü yıkmış, köprüden sonra geçilecek olan dar derbendi (vadiyi) tahkim etmiş ve Bâli Bey’in dönüş yolunu kapatmıştı. Mevsimin ilerlemesi sebebiyle geri dönmeye hazırlanan ve köprünün yıkıldığını haber alan Bâli Bey, Hasan Voyvoda’yı gönderip Dinyester Nehri üzerine yeni bir köprü kurdurdu. Köprü geçildikten sonra iki gün içinde cereyan eden çarpışmalar neticesinde derbend zapt olunarak, asker orayı selâmetle geçti...

Voyvoda’ya samur kürk!..
Daha sonra, bâzı zor durumları da tecrübesi ve cesaretiyle aşan Bâli Bey, Akkerman yoluyla huduttan içeri girdi. Bu seferde pek çok ganimet elde edilmiş, sefer esnasında hizmet ve sadâkat gösteren Boğdan Voyvodasi Stefan Çel Mare, samur kürklü hil’at, Beylerbeyliği rütbesi ile iki tuğ ile sancak ve bir de başına giymek üzere Yeniçeri orta kumandanlarının serpuşu olan ve kuka denilen tüylü serpuş ile taltif olundu...






_________________
..
HAYATIMIN İSMİSİN
ZAMANIN İLACI
HAYATIN TADI
SONSUZLUĞUN VARLIĞIMSIN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://samanyolu.forumup.com
samanyolu
Admin
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 27191
Yaş : 49
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : yazar
Lakap : yazar
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: Geri: Malkoçoğlu ve Lehistan Seferi   Salı Ekim 29, 2013 1:08 pm

Vefatı, bir şahesere vesile olan Şehzade
Şehzade Mehmet, Kanunî Sultan Süleyman’ın en kıymetli varlığıdır. Ancak, henüz çocukken hastalıkların pençesine düşer. Koca Sultan, dumanlarla, kan gölleriyle kaplı savaş meydanlarından gelip sabahlara kadar, oğlunun başında ateşinin düşmesini bekler. Şifa bulunca İstanbul’un meydanlarında şenlikler yaptırır, şehirde aç susuz tek bir insanın kalmaması için buyruklar verir... Şehzademiz, hastalandığında yemeden içmeden kesilir, belindeki kılıcı bile taşıyamayacak kadar mecalsiz düşer. Sonra iyileşir, yüzüne kan, bileğine kılıç tutacak kadar bir kuvvet gelir. Yüzündeki güneş gah açar, gah bulutların arasında kaybolur. Gün gelir devran döner ve Şehzademiz büyür...

Batı kültürünü de öğrenir...
Sultan Süleyman, tahtını, tacını, kılıcını ve şanını canından çok sevdiği küçük oğlu Şehzade Mehmet’e bırakmak istemektedir. Memleketin en iyi hocalarından dersler alarak yetişen Şehzade Mehmet, Fransız ve İtalyan hocalardan da yabancı dil, Avrupa kültürü üstüne eğitim almıştır. Haris değil, mütevazıdır. Narin, ince yapılıdır ama sözünü dinletir. Oturmasını kalkmasını, saltanatın adabını ve töresini bilir. Ve herkes tarafından çok sevilir.
Ama Şehzade’miz, yağmurlu bir sonbahar günü, Manisa’da yataklara düşer ve bir daha asla kalkamaz. Bir seferden dönmekte olan Kanuni Sultan Süleyman Han, acı haberi Edirne’de duyar ve gözyaşlarına boğulur... Takvimler, 16 Ekim 1543’ü göstermektedir.
Daha sonra adı Şehzade Külliyesi olan eserin yapımına Mimar Sinan, Sultan’ın emriyle bu hüzünlü günlerin arefesinde başlamıştır. Cenaze namazı sonrası Kanuni, çok sevdiği oğlunun türbesinin bu külliyede yapılmasını ve külliyenin adının Şehzade Mehmet olmasını buyurur.

Çok zarif bir medrese...
İstanbul-Şehzadebaşı’ndaki bu Külliye’de cami, sıbyan mektebi, imaret, tabhane ve bir de çok zarif bir medrese vardır. Şehzade Mehmet’in türbesi baş köşede, kıble tarafındadır. Vefatı; bu külliyenin yapılma sebebi olan Şehzade’mize oradan geçerken bir Fatiha okumayı unutmazsınız herhalde...



_________________
..
HAYATIMIN İSMİSİN
ZAMANIN İLACI
HAYATIN TADI
SONSUZLUĞUN VARLIĞIMSIN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://samanyolu.forumup.com
samanyolu
Admin
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 27191
Yaş : 49
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : yazar
Lakap : yazar
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: Geri: Malkoçoğlu ve Lehistan Seferi   Salı Ekim 29, 2013 2:00 pm

Brezilya'da yüz bin Osmanlı vatandaşı!
Osmanlı Devleti, XIX. yüzyılın başlarından itibaren Asya, Avrupa ve Amerika'daki birçok ülkeyle karşılıklı olarak siyasal, ekonomik ve sosyal muhtevalı antlaşmalar imzalamıştır. Kapitülasyonların, Tanzimat'ın ve Islahat Fermanı'nın yabancılara tanıdığı ayrıcalıklar çerçevesinde ilk kez ilişki kurulan ülkelerden biri de Orta Amerika ülkesi Brezilya'dır...

Seyr-i Sefain Antlaşması
Bu ülke ile 5 Şubat 1858 tarihinde 11 madde ve sonuç bölümünden oluşan Dostluk, İkamet, Ticaret ve Seyr-i Sefain Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşma ile iki ülke diplomatlarının, tüccarlarının ve vatandaşlarının birbirlerinin ülkesinde uyacakları hukuki, diplomatik ve ticari kurallar belirlenmiştir. Antlaşmanın imzalanmasının ardından, iki ülke arasındaki ilişkiler gelişmiş, karşılıklı olarak şehbenderlikler (konsolosluk) açılmış, ziyaretlerde bulunulmuştur.
Brezilya'nın, kahve tarımında çalışacak insan sayısını arttırmak amacıyla uyguladığı bazı teşvikler sonucu Suriye başta olmak üzere Orta Doğu bölgesinden yüz binin üzerinde Osmanlı vatandaşı Brezilya'ya göç etmiştir. Brezilya'nın Osmanlı Devleti'nde Mansure, Tanta, Kahire (Mısır) ve Yafa'da olmak üzere dört konsolosluğu bulunurken, Osmanlı Devleti Brezilya'da Sao Paulo ve Rio de Janeiro'da iki şehbenderlik açmıştır.
Brezilya, 1909 yılından itibaren İstanbul ve Beyrut'ta da elçilik açabilmek için yoğun çaba göstermiş, fakat Osmanlı Devleti'nin öne sürdüğü şartlarda karşılıklılık ilkesine dayalı konsolosluk sözleşmesi imzalamayı kabul etmediği için başarılı olamamıştır.

Aleyhte yayınlar!..
XIX. yüzyılın sonlarından itibaren Brezilya'daki Osmanlı vatandaşlarının hukuklarının korunmasında problemler ortaya çıkması, ilişkileri olumsuz etkilemiştir. Bu ülkedeki Osmanlı vatandaşları yirmiye yakın Arapça gazete çıkarmış, bu gazetelerin bir-ikisi dışında tamamı ne yazık ki Osmanlı aleyhinde yayın yapmıştır.
Cumhuriyet döneminin Brezilya ile imzalamış old

_________________
..
HAYATIMIN İSMİSİN
ZAMANIN İLACI
HAYATIN TADI
SONSUZLUĞUN VARLIĞIMSIN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://samanyolu.forumup.com
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Malkoçoğlu ve Lehistan Seferi   Bugün 6:43 am

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Malkoçoğlu ve Lehistan Seferi
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
asianeagle.niceboard.com :: TURKEY-
Buraya geçin: