AnasayfaPortalGaleriSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 AKABE MESELESİ VE 2.ABDÜLHAMîD.

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
samanyolu
Admin
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 27145
Yaş : 49
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : yazar
Lakap : yazar
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: AKABE MESELESİ VE 2.ABDÜLHAMîD.   Salı Ekim 29, 2013 10:41 am

AKABE MESELESİ VE 2.ABDÜLHAMîD.
"Akabe Meselesi" ve ll.Abdülhamîd Han
İngilizler, Osmanlı Devleti'ne bağlı bölgelerde isyan çıkarmayı planlamaktıydı. Bu iş için en müsait bölge de Arab Yarımadasıydı... Nitekim, casuslarını bu uğurda seferber ettiler... Bu çılgın mücadelenin en can alıcı noktaları Arab Yarımadasının iki tarafında bulunuyordu. Biri Basra Körfezinin kuzeyindeki Kuveyt limanı, diğeri de Kızıldeniz'in kuzeydoğusundaki Akabe Körfezinin yukarı ucunda bulunan Akabe Kalesi idi. Abdülhamîd Han, bu iki noktadan birincisinde Bağdad demiryolunu, ikincisinde de Hicaz demiryolunu yaptırdı.
Kızıldeniz'e uzanan kapı,
Hicaz demiryolu da Akabe Körfezi vasıtasıyla Kızıldeniz'e doğru bir kapı durumunda idi. Bu iki mühim noktadan birincisinde İngilizlerin Osmanlı'ya karşı mücadelesi mahallî idarecileri desteklemek suretiyle, ikincisinde ise doğrudan doğruya oldu. Abdülhamîd Han, Hicaz demiryolunu yaptırırken, emniyeti bakımından yolun denizle temas eden noktasını kontrol altında tutmak için Akabe Kalesine Rüşdî Paşa komutasında iki tabur asker gönderdi (15 Subat 1906). Hindistan yolunu ve oradaki sömürgelerini emniyet altına almak için 1882 yılında Mısır'ı işgal eden İngilizler ise, Akabe Kalesinin Osmanlı kontrolünde olmasını protesto ederek, harp tehdîdine başvurup boşalttırmak istediler. Hatta ültimatomun peşinden Akabe Körfezine bir de savaş gemisi gönderdiler.
İngiltere, verdiği ültimatomda, on gün içinde Sina Yarımadasının boşaltılmasını istiyordu. Abdülhamîd Han ise, bu ültimatoma karşı İngiltere'nin Mısır üzerinde bir hakkı bulunmadığını, işgalinin kanunsuz olduğunu belirterek, yeni sınırın sadece Türk ve Mısır subaylarından meydana gelen bir komisyon tarafından tesbit edilebileceğini bildirdi. Abdülhamîd Han'ın bu cesurane hareketi, İslam âleminde büyük tesir uyandırdı.
Neticede Mısır ve Osmanlı subaylarından kurulan komisyon sekiz maddelik bir protokol tesbit etti. Buna göre, sınır, Akabe Körfezinin batısındaki Tabe'den başlayıp Akdeniz sahilindeki el-Aris'e kadar uzanıyordu. Böylece Akabe, Osmanlı Devleti'ne kaldı.
Asrın en siyasi padişahı !
Sultan İkinci Abdülhamîd Han'ın üstün siyaseti karşısında, İngilizlerin İslam memleketlerinde sürdürmek istedikleri emperyalist düşünce, Akabe Mes'elesinde başarıya ulaşamadı.... Ancak; İngilizlerin faaliyetleri ile asrın en siyasi padişahı iç ve dış düşmanlarının her türlü hücümlarına maruz kaldı ve tahttan indirildi...

_________________
..
HAYATIMIN İSMİSİN
ZAMANIN İLACI
HAYATIN TADI
SONSUZLUĞUN VARLIĞIMSIN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://samanyolu.forumup.com
samanyolu
Admin
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 27145
Yaş : 49
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : yazar
Lakap : yazar
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: Geri: AKABE MESELESİ VE 2.ABDÜLHAMîD.   Salı Ekim 29, 2013 1:06 pm


Dünyanın hayran kaldığı değerler!Osmanlıda hayrat ve hasenat, yalnız insanları değil, hayvanlar ve nebatları dahi içine alır. Nitekim hayvanları korumak, beslemek için de vakıflar kurulmuştur. Bu vakıflar, sokak köpek ve kedileri, beldenin belli semtlerine et ve ciğer dağıtılarak beslenmiştir... Diğer taraftan toplumun akciğerleri olan ağaçların, hatta meyvesiz ve az yapraklı olanlarına varıncaya kadar sulanması için vakıflar tesis olunduğu da bir gerçektir...

Bir batılının gözüyle!
Bu yüksek ahlaki değerler, bütün dünyanın gözlerini kamaştırmış, muhtelif sebeplerle bizleri sevmeyen ve hatta can düşmanımız olan batılı seyyah ve araştırmacıları dahi asırlar boyunca hayretler içinde bırakmıştır. Bunlardan biri olan Villiamont'un kervansaraylardan bahsettiği eserindeki şu kayıt, bu gerçeğin bir ifadesidir:
"Ziyaret ettiğim hana tıpkı Müslümanlar gibi Hristiyanlar da kabul edilip üç gün müddetle iaşeleri temin edilmektedir. Çünkü Osmanlı'daki bu hayrat, din farkına bakılmaksızın bütün insanlara şamildir...
Hayretle müşahede ettim ki, Osmanlıların bazıları, hayrat olarak yol boylarına susuz yolcular için çeşmeler, bazıları da şehirlerde sokaklardan gelip geçenler için sebiller yaptırıyor. Bunların içine de devlet dairelerinde olduğu gibi aylıklı memurlar konuluyor ki, vazifeleri, isteyenlere su vermektir.

"Şöhret için değil!.."
Yine bu hayrat ve hasenat ruhu, kiminin nehirler üzerine köprüler yaptırmasına, kiminin de yolları tesviye, temizletme ve kaldırım döşetme hizmetlerini kendiliğinden ve severek ifasına vesile oluyor. Bütün bunlardan daha fevkalade ve şayan-ı takdir olanı da, yapılan bu binalarda yaptıranlara ait hiçbir emarenin görülmemesidir..."
İşte bir gayri müslimin ağzından Osmanlı... Ne zaman ki, bu değerlerden uzaklaşıldı, Osmanlı'da çöküş de o zaman başlamadı mı zaten?!.

_________________
..
HAYATIMIN İSMİSİN
ZAMANIN İLACI
HAYATIN TADI
SONSUZLUĞUN VARLIĞIMSIN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://samanyolu.forumup.com
samanyolu
Admin
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 27145
Yaş : 49
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : yazar
Lakap : yazar
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: Geri: AKABE MESELESİ VE 2.ABDÜLHAMîD.   Salı Ekim 29, 2013 2:04 pm

Cenk etmek yürek ister!
Sultan Birinci Murad Han Filibe önlerine gelmişti... Yanında 40.000 kişilik bir kuvvet vardı. Vezir Ali Paşa Bulgar Kralı’nı ittifak dışına attıktan sonra askerlerini birer birer teslim olan Bulgaristan’daki müstahkem mevkilere yerleştirmiş, kendisi Filibe’de bulunan Padişaha katılmıştı.
O sırada Rumeli’nin ilk fâtihlerinden Evrenos Bey de hiç beklenmedik bir anda Filibe’ye geldi... O yıl hacca gitmişti. Dönüşte Padişahın sefere çıktığını öğrenmiş ve ayağının tozu ile Filibe’ye koşmuştu...
Padişah:

“Hızır gibi yetiştin!..”
- Hacı Evrenos Bey... Hızır gibi yetiştin... Bu sınır boylarını karış karış tanırsın... Düşman nerede toplanıyor?.. Öncü olup öğrenmek sana düşüyor, dedi.
Evrenos Bey:
- Ne mutlu bana, dedi... Allahü tealanın inayeti ile bu işi başa çıkarırım!..
Bir akıncı kolunun başında Üsküp’e doğru akan Evrenos Bey tuttuğu esirlerden Sırp ve Bosna Krallıklarının kuvvetlerinin Kosova sahrasında toplandıklarını öğrendi. Bu esirleri Sultan Murad-ı Hüdâvendigâr’a gönderdi. Padişah esirleri bizzat sorguya çekti:
- Sizin kuvvetiniz bizimkinden çok fazla mıdır?!..
-Üç misliniz vardır!.. Ayrıca beş bin kadar da zırhlı askerimiz var ki sadece bunlar sizin askerlerinize karşı koyabilir!.
Sultan Murad, ikinci bir harb meclisi topladı ve:
- Düşman üzerine süratle yürüyeceğiz!.. Biz kumandanlar olarak, askerlerimize bir gaye uğrunda yorgunluk duyulmayacağını göstereceğiz... Düşmanın asker ve silahı bizi ilgilendirmez... Cenk bir yürek işidir... Zamanı kazanan zafer yolunu açar, dedi...

Sırp Devleti tarihe karıştı...
Netice malum, 9 Ağustos 1389 günü yapılan Kosova Meydan Muhârebesinde Birinci Murâd Han büyük bir zafer kazandı. Bu zafer, Sırp Devletinin yıkılıp, Balkanların Türk hâkimiyetine geçişini sağlamıştır...


_________________
..
HAYATIMIN İSMİSİN
ZAMANIN İLACI
HAYATIN TADI
SONSUZLUĞUN VARLIĞIMSIN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://samanyolu.forumup.com
Sponsored content




MesajKonu: Geri: AKABE MESELESİ VE 2.ABDÜLHAMîD.   Bugün 4:36 am

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
AKABE MESELESİ VE 2.ABDÜLHAMîD.
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
asianeagle.niceboard.com :: TURKEY-
Buraya geçin: