AnasayfaPortalGaleriSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Yuhanna ve Yedi Kilise

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
samanyolu
Admin
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 27106
Yaş : 49
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : yazar
Lakap : yazar
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: Yuhanna ve Yedi Kilise   Salı Mart 11, 2014 3:36 pm


Yuhanna İsa Mesih’in ölümünden sonra kendisine emanet edilen Meryem ile birlikte Efes’e geldi. Burada zamannının bir çoğunu beki Efes Kilisesinde hizmet ederek geçiriyordu. İsa Mesih’in havarilerinden birisi olarak yaşadıkları hala gözünün önünden gitmiyodu belki. Ama o bütün bu olanlara rağmen hayatını adadığı Rab İsa Mesih’e hizmet etmekten başka bir şey düşünmüyordu.

_________________
..
HAYATIMIN İSMİSİN
ZAMANIN İLACI
HAYATIN TADI
SONSUZLUĞUN VARLIĞIMSIN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://samanyolu.forumup.com
samanyolu
Admin
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 27106
Yaş : 49
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : yazar
Lakap : yazar
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: Geri: Yuhanna ve Yedi Kilise   Salı Mart 11, 2014 3:36 pm

Kiliseye karşı olan baskılar artmıştı ve Yuhanna’da bütün bu olanlardan nasibini almış sürgüne gönderilmişti. Aslında yuhanna’nın Efes’te çok uzun bir süre kalmadığı yaygın bir kanıdır fakat bu onun Bölge hakkında hiçbir şey bilmediği anlamına gelmiyordu. O Anadoluda geçirdiği zamanını boşa harcamamıştı bölge hakkında büyük bir bilgi birikimine sahip olduğunu biliyoruz. Evet konumuzu fazla dağıtmadan Yuhanna’nın sürgüne gönderildiği dönem o zamanki Hıristiyanların büyük baskılar altında kaldıkları bir dönemdi. Kendisi bugün Efes ve Kuşadasını ziyaret eden dinleyicilerimizinde çok iyi bildikleri Samos adasına sürgüne gönderilmişti. Samos kuşadasında bakıldığı zaman sanki yüzerek gidilecekmişçesine yakın olan bir adadır. Kendisi sürgünde kaldığı zaman zarfında bugün Kutsal Kitabın son bölümü olan Vahiy bölümünü yazmıştır tabi ki Tanrı’nın kendisini yönlendirmesiyle. Anadoluda’ki yedi Kiliseye karşı Tanrının bildirilerini içeren bu bölüm dünya’nın son zamanları hakkında bizlere bilgi vermektedir.

_________________
..
HAYATIMIN İSMİSİN
ZAMANIN İLACI
HAYATIN TADI
SONSUZLUĞUN VARLIĞIMSIN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://samanyolu.forumup.com
samanyolu
Admin
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 27106
Yaş : 49
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : yazar
Lakap : yazar
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: Geri: Yuhanna ve Yedi Kilise   Salı Mart 11, 2014 3:55 pm

Aziz Yuhanna.

_________________
..
HAYATIMIN İSMİSİN
ZAMANIN İLACI
HAYATIN TADI
SONSUZLUĞUN VARLIĞIMSIN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://samanyolu.forumup.com
samanyolu
Admin
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 27106
Yaş : 49
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : yazar
Lakap : yazar
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: Geri: Yuhanna ve Yedi Kilise   Salı Mart 11, 2014 4:13 pm

[
Efes kenti Kilise topluluklarına yazılmış olan mektup dizisinde yer alan şehirlerin en önemlisiydi. Romalılar oraya hakim olduklarında bin yıllık bir şehrin tarihi geride kalmıştı. Efes kenti bugünkü İzmir ilinin, Selçuk ilçesine yaklaşık olarak 10 dakika mesafede bulunmaktadır.

Efes İÖ.29 yılında Bergama’nın yerine asya ilinin başkenti olunca, zaten önemli olan rolünü daha da büyüttü. Elçi Yuhanna Kutsal Ruh’un yönetiminde bu yazıyı yazarken Efes tüm yörenin en büyük liman kenti olmakla birlikte, Romaya açılan kapısıydı da. Bu önemli bağlantının yanısıra, kuzey ile güneyi birleştiren ve doğudaki Galatya’ya, hatta ta Fırat vadisi ve Mezopotamyaya kadar uzanan ticaretin şah damarlarını oluşturan yolların kesiştiği yerde bulunması, Efes’i antik çağın en hakim ticaretinin düğüm noktalarından biri haline getirdi. Bunun dışında Efes bağımsız bir kentti. Roma ile sürdürdüğü iyi ilişkilerden dolayı başka (Garnizon) şehirler gibi askeri bir bölüğü ağırlamak zorunda değildi ve otonom bir yapıya sahipti.

Dünyanın yedi harikasından biri olan Artemis tapınağının orada bulunması, Efes’i Artemis kültü ve tapınışının merkezi haline getiriyordu. 115*55 metrelik bir temelin üzerinde tanrıça Artemis’e (Romalılar’a göre Diana) atfedilen büyük bir tapınak yükseliyordu. Tapınağın ortasında bol sayıda boğa hayalarıyla süslenmiş bir Artemis heykeli ile ormanı andırırcasına 127 adet, 20 metre yükseklik ve yer yer altın kaplı, her biri bir Kral tarafından bağışlanmış olan sütunlar bulunuyordu. Esasında nerden çıktığı bilinmemekle birlikte bu figür, bir kurama göre gökten düşmüş (Elçilerin İşleri 19:35) ve üstü selvi ağacından yapılmış örtü ile korunan hac merkezinin kalbini oluşturmaktaydı. İki defa yangın geçirmiş olan tapınak, daha sonraki nesillere bir mermer ocağı şeklinde hizmet edip Bizans Kiliselerinin inşaatında kullanılmışa benziyor. Aynı zamanda batıl inançların en büyük merkezlerinden birisi konumunda olan Efes, ‘Efesos’tan Mektup’ diye adlandırılan ve sihirli yazıları içeren bir muska, şifanın yanısıra kısırlığa çare, yolculukta savaşlarda ve bunun gibi durumlarda destek ve koruma vaat ediyordu. 250.000 nüfuslu bu metropole gelenlerin çoğu böyle bir muska edinmek amacını güderdi. Kozmopolit bir yapıya sahip olması Efes’i ünlü bir merkez haline getirmişti. Artemis tapınağının iltica edenlere koruma sağlaması, suçluları ve canileri bir mıknatıs gibi kendine çekerdi. Ayrıca tapınakta yüzlerce dini fahişe hizmet ederdi.

Halkının karışık olması, yasa tanımazların yoğun akışı ve tapınak hizmetçilerinin ahlaksızlığı şehrin olumsuz yönden ünlenmesine neden oldu. Henüz genç ve yeni filizlenen hıristiyanlık için bundan daha olumsuz bir toprak düşünülemezdi. Buna rağmen mesih inancı bu merkezde en etkileyici ve büyük zaferlerinden bazılarını yaşadı. İsa Mesih’le ilgili sevinç getirici haberi dünyaya yayan Pavlus, hizmet yıllarının en uzununu burada geçirdi. İncilde kendi adına iki mektup yazılan genç öğretmen ve önder Timoteos, Efes inananlar topluluğunun kilise trihinde çok önemli bir yer oynadı. Akvila ve Priskilla’nın yanısıra Apollos da ege sahilinde bulunan bu ünlü kentle ilgili olarak yeni antlaşmada adı geçen isimlerdendir.

Daha sonra elçi Yuhanna’da Efeste yaşadı. Çoğu kimse 19. Yüzyılda bir katolik rahibenin görümüne inanarak Efes’te Meryem’in evi ve mezarının olduğunu var sayıyor. Bunda, İsa Mesih’in annesini sevdiği öğrenciye emanet etmiş olduğu gerçeği ile daha sonra Yuhannanın buray gelirken Meryem’i beraberinde getirmiş olmasınında ikna edici olduğu düşünülüyor.(Yuhanna 19:26,27) Efes’in durumu, bizlere Mesih inancının her tür Ruhsal mücadelede zafer kazanılabileceğini gösteriyor.

_________________
..
HAYATIMIN İSMİSİN
ZAMANIN İLACI
HAYATIN TADI
SONSUZLUĞUN VARLIĞIMSIN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://samanyolu.forumup.com
samanyolu
Admin
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 27106
Yaş : 49
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : yazar
Lakap : yazar
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: Geri: Yuhanna ve Yedi Kilise   Salı Mart 11, 2014 4:40 pm


_________________
..
HAYATIMIN İSMİSİN
ZAMANIN İLACI
HAYATIN TADI
SONSUZLUĞUN VARLIĞIMSIN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://samanyolu.forumup.com
samanyolu
Admin
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 27106
Yaş : 49
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : yazar
Lakap : yazar
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: Geri: Yuhanna ve Yedi Kilise   Salı Mart 11, 2014 4:40 pm

Meryem Kilisesi, Efes

Efes kenti Kilise topluluklarına yazılmış olan mektup dizisinde yer alan şehirlerin en önemlisiydi. Romalılar oraya hakim olduklarında bin yıllık bir şehrin tarihi geride kalmıştı. Efes kenti bugünkü İzmir ilinin, Selçuk ilçesine yaklaşık olarak 10 dakika mesafede bulunmaktadır.

Efes İÖ.29 yılında Bergama’nın yerine asya ilinin başkenti olunca, zaten önemli olan rolünü daha da büyüttü. Elçi Yuhanna Kutsal Ruh’un yönetiminde bu yazıyı yazarken Efes tüm yörenin en büyük liman kenti olmakla birlikte, Romaya açılan kapısıydı da. Bu önemli bağlantının yanısıra, kuzey ile güneyi birleştiren ve doğudaki Galatya’ya, hatta ta Fırat vadisi ve Mezopotamyaya kadar uzanan ticaretin şah damarlarını oluşturan yolların kesiştiği yerde bulunması, Efes’i antik çağın en hakim ticaretinin düğüm noktalarından biri haline getirdi. Bunun dışında Efes bağımsız bir kentti. Roma ile sürdürdüğü iyi ilişkilerden dolayı başka (Garnizon) şehirler gibi askeri bir bölüğü ağırlamak zorunda değildi ve otonom bir yapıya sahipti.

Dünyanın yedi harikasından biri olan Artemis tapınağının orada bulunması, Efes’i Artemis kültü ve tapınışının merkezi haline getiriyordu. 115*55 metrelik bir temelin üzerinde tanrıça Artemis’e (Romalılar’a göre Diana) atfedilen büyük bir tapınak yükseliyordu. Tapınağın ortasında bol sayıda boğa hayalarıyla süslenmiş bir Artemis heykeli ile ormanı andırırcasına 127 adet, 20 metre yükseklik ve yer yer altın kaplı, her biri bir Kral tarafından bağışlanmış olan sütunlar bulunuyordu. Esasında nerden çıktığı bilinmemekle birlikte bu figür, bir kurama göre gökten düşmüş (Elçilerin İşleri 19:35) ve üstü selvi ağacından yapılmış örtü ile korunan hac merkezinin kalbini oluşturmaktaydı. İki defa yangın geçirmiş olan tapınak, daha sonraki nesillere bir mermer ocağı şeklinde hizmet edip Bizans Kiliselerinin inşaatında kullanılmışa benziyor. Aynı zamanda batıl inançların en büyük merkezlerinden birisi konumunda olan Efes, ‘Efesos’tan Mektup’ diye adlandırılan ve sihirli yazıları içeren bir muska, şifanın yanısıra kısırlığa çare, yolculukta savaşlarda ve bunun gibi durumlarda destek ve koruma vaat ediyordu. 250.000 nüfuslu bu metropole gelenlerin çoğu böyle bir muska edinmek amacını güderdi. Kozmopolit bir yapıya sahip olması Efes’i ünlü bir merkez haline getirmişti. Artemis tapınağının iltica edenlere koruma sağlaması, suçluları ve canileri bir mıknatıs gibi kendine çekerdi. Ayrıca tapınakta yüzlerce dini fahişe hizmet ederdi.

Halkının karışık olması, yasa tanımazların yoğun akışı ve tapınak hizmetçilerinin ahlaksızlığı şehrin olumsuz yönden ünlenmesine neden oldu. Henüz genç ve yeni filizlenen hıristiyanlık için bundan daha olumsuz bir toprak düşünülemezdi. Buna rağmen mesih inancı bu merkezde en etkileyici ve büyük zaferlerinden bazılarını yaşadı. İsa Mesih’le ilgili sevinç getirici haberi dünyaya yayan Pavlus, hizmet yıllarının en uzununu burada geçirdi. İncilde kendi adına iki mektup yazılan genç öğretmen ve önder Timoteos, Efes inananlar topluluğunun kilise trihinde çok önemli bir yer oynadı. Akvila ve Priskilla’nın yanısıra Apollos da ege sahilinde bulunan bu ünlü kentle ilgili olarak yeni antlaşmada adı geçen isimlerdendir.

Daha sonra elçi Yuhanna’da Efeste yaşadı. Çoğu kimse 19. Yüzyılda bir katolik rahibenin görümüne inanarak Efes’te Meryem’in evi ve mezarının olduğunu var sayıyor. Bunda, İsa Mesih’in annesini sevdiği öğrenciye emanet etmiş olduğu gerçeği ile daha sonra Yuhannanın buray gelirken Meryem’i beraberinde getirmiş olmasınında ikna edici olduğu düşünülüyor.(Yuhanna 19:26,27) Efes’in durumu, bizlere Mesih inancının her tür Ruhsal mücadelede zafer kazanılabileceğini gösteriyor.


_________________
..
HAYATIMIN İSMİSİN
ZAMANIN İLACI
HAYATIN TADI
SONSUZLUĞUN VARLIĞIMSIN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://samanyolu.forumup.com
samanyolu
Admin
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 27106
Yaş : 49
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : yazar
Lakap : yazar
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: Geri: Yuhanna ve Yedi Kilise   Salı Mart 11, 2014 4:48 pm

Aziz Paul'un ünlü Efes Söylevini yaptığı Antik Tiyatro

_________________
..
HAYATIMIN İSMİSİN
ZAMANIN İLACI
HAYATIN TADI
SONSUZLUĞUN VARLIĞIMSIN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://samanyolu.forumup.com
samanyolu
Admin
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 27106
Yaş : 49
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : yazar
Lakap : yazar
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: Geri: Yuhanna ve Yedi Kilise   Salı Mart 11, 2014 4:51 pm

Bahsi geçen ilk kilise(?) kalıntılarının üzerinde bugünkü bir başka kilise yapısı var



Yuhanna’nın dirilmiş Mesih’in buyruğuna uyarak yazdığı ikinci yazı İzmir’in adresini taşıyor. Efes’in yaklaşık 60 kilometre kuzeyinde bulunan o günlerin zengin kenti kendi adını taşıyan önemli bir limana sahipti.

Henüz geçen yüzyılın başında Smyrna, İzmir adını almıştır. Kalıntı halindeki Efes’in karşısında, yaklaşık üç milyonun üzerindeki nüfusuyla bugünlerde bile parlayan bir büyük şehir durumundadır. Hızla gelişen kalabalık şehirlerin demirbaş sorunu olan çevre kirliliğine karşın izmir yine de güzel bir yer sayılır. Yerel halkın sözlerine güven duyacak olursak İzmir bütün ülkenin en güzel kentidir. Eski dönemlerde bu söz kuşkusuz doğruydu. Ünlü teolog William Barclay İncil’in Vahiy bölümü yorumladığı kitabında şunları yazmaktadır: O dönemde bile Asya’nın tacı, süsü veya mücevheri olarak tanımlanırdı. Ozanlar İzmir’in güzelliğini dile getirirken seçkin sözcüklerle dinleyenleri büyülerlerdi. Ege denizinin upuzun bir kolu merkeze kadar uzanır, şehre güvenilir ve güzel bir liman sağlardı. Tepenin üzerinde dikilen binalar şehrin tacı sayılırdı. Smyrna’nın güzelliğini şarkılarında dile getiren Aristidis, kenti, ayakları denizin içinde duran görkemli bir heykele benzetmişti. Ona göre ova ve hemen arkasında yükselen Pagos dağı heykelin bedenle göğüs kısmını oluştururken üstündeki konutlarda taçlı başını sembolize ettiler.[1]’ Antik çağların İzmir’i güzelliğini esrarengiz ve hoş bir doğanın yanısıra estetik bir plana göre inşaa edilmiş olmasına da borçluydu. Böyle bir şehirleşme İÖ.3.yüzyılda pek görülmemiştir. Büyük İskender’in generallerinden Lysimakhos ve Antigonos şehrin konumunu dikkatlice inceleyip yapılaştırarak büyük kumandanın buyruğunu yerine getirmişlerdi. Çünkü Makedonya Kralı İskender düşünde gördüğü şehrin görünümüne uygun olarak Pagos yamacında büyük bir yerleşim merkezi kurmak istemişti. Bunun yakınında İÖ.1000 yıllarında Aiolialılar olarak bilinen Helen (Yunan) kökenli yerleşimcilerde bir koloni kurmuşlardı. Ama o da İÖ.600 sularında Lidyalıların çekişmelerine kurban gitti.

Akıllı ve ileri görüşlü bir politika güden İzmirliler, Romalılarla henüz onlar daha dünyanın hakimi olmadan önce, dostça bir iletişim kurmuşlardı. Savaşta zorlanan Romalılara sadık bir şekilde giyim, kuşam ve erzak gönderen İzmirliler bu sayede daha sonraki dönemlerin egemeninin gözüne girebildiler. Smyrnalılar İÖ.195’de Büyük Roma’nın görkemine İS.26’da ise ulu Sezar Tiberius’un heybetine birer tapınak yapıp armağan etmişlerdi. Bu da onlara büyük bir ayrıcalık kazandırmıştı.

Kybele’ye, Zeus’a, Nemesis’e veya Afrodit’e yapılan nice tapınaklarda henüz genç şehrin ortasında bulunurdu. Yılda bir düzenlenen Smyrna oyunlarıda o dönemde ün kazanmıştı. Büyük bir Kütüphane, bir müzik holü ve Asya ilinin yani ege bölgesinin en muhteşem tiyatrolarından biride şehrin önem kazanmasına neden oldu. Homeros’un İzmir’de (Smyrna’da) doğduğu ve ayrıca potresinin kentin madeni paralarının bir yüzünü oluşturduğu gibi kesin olmayan söylentilerde günümüze kadar ulaşmıştır.

Yahudi nüfusunun önemli bir kitle oluşturması, İzmir’e ilişkin son ayrıcalıktır. William Barclay’a göre şehrin güzelleşmesi için büyük katkıda bulunan Yahudiler bundan dolayıda önemli bir etkiye sahiptiler.

Smyrna, mür (ağacı) anlamına gelir, hoş kokulu mür yağı elde etmek için çalımsı ağacın gövdesi bir keskiyle çizilir, akan reçine toplanırdı. Yağ ağaçta oluşan doğal yarıklardan sağlanırsa mğrğn kalitesinin daha iyi olduğu söylenir. Bu benzetme İzmir Kilisesi için çok uygundur. Çünkü burada Rab’be ait olan imanlılar topluluğu, çok faazlasıyla yaralara maruz kaldı. İzmir çok acı çeken bir topluluktu Kutsal Kitapta (Tevrat, Mezmurlar) mür yağı Tapınak hizmetlerinde veya ölüler için baharatlarla kefen hazırlanmasında kullanılırdı. İzmir Kilisesindeki inanlılar, zulmün acı kasesine içmek zorunda kalırlarken, inançlı tanıklıkları Tanrı’nın onuruna sunulan hoş bir koku olmuştur.





_________________
..
HAYATIMIN İSMİSİN
ZAMANIN İLACI
HAYATIN TADI
SONSUZLUĞUN VARLIĞIMSIN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://samanyolu.forumup.com
samanyolu
Admin
Admin


Kadın
Mesaj Sayısı : 27106
Yaş : 49
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : yazar
Lakap : yazar
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: Geri: Yuhanna ve Yedi Kilise   Salı Mart 11, 2014 5:00 pm

Kızıl Kilise Serapis Tapınağı yıkıntıları üzerine kurulmuş,Bergama.



İsa Mesih üçüncü mesajını, bergamadaki izleyicilerine gönderiyor. Bu mektup, parlak bir geçmişe sahip, kültürel zenginlik ve çok sayıda dini tapınakla ün kazanmış bir şehirde yaşayan inanlılara yazılmıştır.

Büyük İskender’in Generallerinden Lysimakhos’un ölümünden sonra Pergamon İÖ.281 yılında bağımsızlığını ilan etti. Trakia Kralı Lysimakhos’un kalede sakladığı 9000 talant değerindeki gümüşe el koyan Bergama, bununla yeni başkent olarak hızla gelişen Attaloslar (Bergama Krallarının mensup olduğu Hellenistik dönem hanedanı) krallığının temelini atmış oldu. 150 yıldan kısa bir sürede Pregamon muhteşem bir şehir durumuna dönüşerek askeri gücüyle egemenliğini çok büyüttü. Başlangıçta sınırları kalenin burçlarından rahatlıkla görülürken, siyasi otoritesi zamanla ege bölgesinin önemli bir kısmını içerisine alarak güneyde Akdeniz kıyılarına, doğuda Anadolunun iç kısımlarına kadar uzandı.

İÖ.133 yılında kendi halkınca nefret edilen, korkak ve Pergamon’un son Kralı olarak tarihe geçen Attalos III, Krallığı vasiyetiyle Roma’ya bağladı. Romalılar ilk önce Bergamayı başkent rolünde bıraktılar. Böylece kendi egemenliklerinde Romanın asya ilini kurdular. İS.29 yılında ise Efes Başşehir durumuna getirildi.

İzmir’in yaklaşık 70 Kilometre kuzeyinde bulunan Bergama, ekonomik yönden Efes ve Smyrna için bir rakip olamadıysa da kültürel açıdan rolünü çok iyi oynadı. Dünyanın dört bir yanından gelen heykeltraşlar, müteahhitler, öğretmenler ve şairler santlarını destekleyen Attaloslar hükümdarlarının emrinde çalışmaktan mutluluk duydular.

200.000 yazılı tomara sahip olan Bergama üniversitesi dünyaca ünlüydü. Çünkü bu yazılı eserlerle İskenderiyeden sonra ikinci büyük kütüphaneydi. Önceleri Mısırdan ithal edilen Papirüs yazı malzemesinin Bergama’ya uygulanan ambargosunun nedeni tam bilinmiyor. Kimilerine göre Attaloslar en büyük kütüphaneye sahip olmak arzusuyla İskenderiyenin kütüphane yöneticisine, kendi yanlarına ‘transfer’ etmek için rüşvet önermişler bunu fark eden İskenderiyelilerde Bergamaya ‘ambargo’ uygulayarak Papirüs göndermemişlerdi. Başkalarına göre bu durum sadece rakibi daha küçük tutmak amacıyla yapılmış bir önlemdi. Bütün bunlardan sonra Bergama’nın hayvan derilerini özel bir şekilde hazırlayıp yazı malzemesi olarak kullanmaya başladıkları kesin şekilde biliniyor. Pergamon’un adından türeyen ‘Parşömen’ yazı malzemesi çok daha dayanıklı olduğundan giderek o zamana kadar hakim olan Papirüs’ün yerini almaya başladı.

Ama maalesef Bergama sadece bu önemli buluştan veya çeşitli sanat dallarını desteklemesinden dolayı ün kazanmıştır. Ayrıca Athena, Asklepios, Demeter, Dionysos ve Zus’un onuruna yapılmış kült ve tapınak yerlerinden dolayıda ünlenmiştir.

İsa Mesih bu topluluğa, Tanrı’nın diri sözü için bir betim olarak kullanılan (İbraniler 4:12), iki ağızlı kılıçla görünüyor (Vahiy 1:16; 2:16; 19:15,21) Tanrı’nın gözü ve ışığı, karanlığı ayırdığı gibi, kendi halkı ile dünyayı da ayırıyor ve dünyayı günahı için yargılıyor. Biraz sonra dinleyeceğiniz üzere Rab topluluğuna konuşurken birinci bölümden gelen bu manzarayı boşuna kullanmıyor.

Bir kez daha İsa Mesih’in onların nerede yaşadıklarını ve oradaki durumun ne olduğunu bildiğini görmekteyiz. Mesela Bergamaya yazılan mektupta bahsedilen konulardan biriside Şeytanın tahtının orada olduğudur. Bu konuda bir çok görüş bulunmaktadır ve bu görüşler Bergama kentinin geçmişine ışık tutmakta ve kentin rerenkli tarihini bizlere biraz da olsa yansıtmaktadır. Bu görüşlerden birincisi;

_________________
..
HAYATIMIN İSMİSİN
ZAMANIN İLACI
HAYATIN TADI
SONSUZLUĞUN VARLIĞIMSIN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://samanyolu.forumup.com
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Yuhanna ve Yedi Kilise   Bugün 10:55 am

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Yuhanna ve Yedi Kilise
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
asianeagle.niceboard.com :: Forum Board :: WELCOME...-
Buraya geçin: